11 Ekim 2018 Perşembe

0 Rehber Öğretmenlerin Yaşadığı Bazı Sıkıntılar


Milli eğitim bakanlığında çalışan Rehber Öğretmenlerin yaşadığı bazı sıkıntılara değinmek istiyorum. Büyük bir heyecanla atandıktan ve yıllardır özlemini çektikten sonra karşılaştığı sorunlar karşısında şaşkın kalan meslektaşlarıma çok rastladım. Bu yazıyı biraz da yeni atanacak veya atanmayı düşünen meslektaşlarımıza gerçekleri ve yaşaması yüksek ihtimal olan mesleki sorunları anlatmak amacıyla kaleme aldım. Hı bir de belki bir MEB yetkilisi hani belki bir şeyler yapmak isteyen birileri buraları okurda aşağıdaki sıkıntılardan bazıları için harekete geçer. Hani belki, bir umut :)

1-) Unvan problemi: Rehber öğretmen mi, Psikolojik Danışman mı, Rehberlikçi mi?


Mesleğe başlar başlamaz belki de yıllar boyu yaşadığımız bir sorun: Unvan!

Yeni başlamış bir rehber öğretmen kaşe yaptırırken kararsız kalacaktır. İsim-soy isim altına okul rehber öğretmeni mi yazdırsam yoksa psikolojik danışman mı yoksa okul psikolojik danışmanı mı yoksa sadece rehberlik mi? Her PDR mezununun gönlünden geçen ve olması gereken, dünyanın diğer kalanında olanı ve doğrusu, Okul Psikolojik Danışmanı unvanıdır. Çünkü bizlerin zaten mesleki unvanı budur.

Askeriye de bu durum sorunsuzdur, orada psikolojik danışmansındır hatta çoğu astsubay psikolog diye hitap eder size ama gel gelelim ki milli eğitimde bu durum oturmadı. Sen psikolojik danışman olduğunu vurgulasan da inatla rehberlik derler. Çünkü bakanlık böyle istiyor, yönetmeliğimizde psikolojik danışman ifadesi dahi geçmiyor. Bu durum meslek elemanlarında aşağılanmışlık ve psikoloji biliminden uzaklaşma gibi durumlara yol açıyor. Bir meslek düşünün ki "ünvan" sorunu yaşıyor. Bu çok tuhaf değil mi sizce de :)

Not: Yazı boyunca ben Rehber öğretmen demeye devam edeceğim çünkü MEB'de çalışan ve buraları okuyan birisi okul psikolojik danışmanı unvanını kabul edemiyor :D

2-) Rehber öğretmenin boş derse girmesini istemek


Rehberlik hizmetleri yönetmeliği "Rehber öğretmenin görevleri" Madde 34 "g" bendi derki,

"g) Rehberlik hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi için ihtiyaç duyulan durumlarda bireysel veya grupla psikolojik danışma ve görüşme yapmak üzere öğrenciyi ders saati içerisinde rehberlik servisine davet eder. Görüşme içeriğinin gizliliğini koruyarak görüşülecek öğrencinin yalnızca adını ve görüşme saatini eğitim kurumu idaresine bildirir."


Yani bir rehber öğretmen ders saati içerisinde odasında çalışır. Doğal olarak boş derse girme görevi verilemez. Nöbet tutuyor olsa bile -bu duruma aşağıda değineceğim- boş derse giremez çünkü o saatlerde kendi işini yapması gerekir. Rehber öğretmenlerin okulun boştaki elemanı olarak görülmesinden artık vazgeçilmesi gerek.


3-) Rehber Öğretmenin Nöbet Tutması


Dünyanın hiçbir yerinde nöbet tutmayan psikolojik danışman, 10 Kasım 2017'de resmi gazetede yayınlanan yeni yönetmeliği sonucu nöbet tutmak zorunda kalmıştır. Peki bu durum neden önemli, neden nöbet tutmamalı rehber öğretmen?

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, okulda disiplini sağlama, öğrencileri tehdit etme, kontrol altında bulundurma, onları yargılama işi değildir. Psikolojik danışma işi ile yargılama işi birbirine zıt kavramlar olup disiplin teşkil etmek de çoğunlukla yargılamayı ve öğrenciler üzerinde otorite kurmayı gerektirecektir.

İşte tam bu noktada nöbet tutma eyleminin okuldaki rehberlik işlerini bitireceği kesindir. Rehber öğretmen öğrenciler üzerinde disiplin teşkil ettiği anda öğrenci onu okul idaresinin bir parçası gibi görmeye başlayacaktır. Bizzat bunu deneyimlediğim oldu ve gerçekten istenmeyen bir sonuç. Bir rehber öğretmen okulda nöbet tutuyorsa kendi işini yapamaz bu açık ve net. Sanırım önce topluma bizim işin çok hassas bir noktada olduğunu anlatmamız gerekecek ya da toplumun bunu idrak etmesi, inanması gerekiyor.

Bir başka neden de Rehber öğretmenin neredeyse gün içerisindeki %80-90 görüşmesini veya ön görüşmelerinin tamamını teneffüslerde yapması. Örneğin babasını kaybetmiş ve rehber öğretmenle görüşmek isteyen yas sürecindeki bir öğrenci, teneffüste nöbet halinde olan "oğlum kızım gir sınıfına sana pencereye çıkma demedim mi, hadi herkes aşağıya iniyor hemen!" pozisyonundaki bir rehber öğretmene sizce gelip açılabilir mi.. Gerçekçi olmamız şart arkadaşlar. Bu mümkün değil.

Kaldı ki nöbete en çok ihtiyaç duyan Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir psikolojik danışmana asla nöbet tutturulmaz, tutturan komutan hakkında soruşturma açılır, bu yönetmelikle kesin olarak yasaktır ve ihmal edilmiyor. TSK , PDR hizmetleri ile nöbet tutma eyleminin çeliştiğinin çok iyi farkında.

Aslında sanırım olay temelinde Milli Eğitimin-veya milli eğitimdeki bazı kişilerin- rehberliği veya rehberlik bir yana, psikolojik danışma hizmetini çok ciddiye almaması yatıyor.

4-) Eğitim Tedbirinde Rehber öğretmenin görevlendirilmesi sorunu


Bir de böyle bir sıkıntımız var. Mahkeme tarafından danışmanlık tedbiri verilen çocuk için yönetmeliğimizdeki Madde 13 gereği bu hizmeti veriyoruz. Bunun karşılığında ek bir ücret ödenmemesi de ayrı bir mesleki sorun.

Fakat gelin görün ki mesleki tanımımızda veya yönetmeliğimizde yer almayan, içeriği bizimle alakalı olmayan, sırf içinde "tedbir" kelimesi geçiyor diye bize itilen angarya bir görevlendirmemiz var: Eğitim Tedbiri!

" Eğitim tedbiri itiraz dilekçesi için TIKLAYINIZ"

Burada yönetmelik maddelerini ekleyip eğitim tedbirinin rehber öğretmen işi olmadığını anlatmaya çalışsam yayın çok uzayacak, bu sebeple gerekli açıklamaları okumanız üzere sizi Samsun PDR derneği sitesinin ŞU sayfasına yönlendirmek istiyorum, sonra geri gelin ama :)

Çok çok özetle, eğitim tedbiri okula gitmeyen bir çocuğun okula devamının sağlanması anlamına gelmektedir. Bir çocuğun okula devamının sağlanmasında yönetmelik gereği okul yöneticilerinin görevidir. Fakat ne alaka ise okulda ruh sağlığı hizmeti sunmak üzere eğitilmiş okul rehber öğretmenleri bu konuda görevlendiriliyor. İşin en acı tarafı ise bu görevlendirmeyi kabul eden meslektaşlarımızın olması. Eğitim tedbiri bir kimya öğretmenine verilse nasıl olurdu? veya okuldaki kadrolu hizmetliye? İşte böyle saçma bir durum söz konusu.

5-) Rehberlik Hizmetlerinin hemen gerçekleşmesinin beklenmesi


Okul idaresi tarafından herhangi bir sorun kapsamında, örneğin öfke problemi olan bir öğrenci diyelim, sevk edilen öğrencinin hemen orada sorununun çözülmesi ve sizin sihirli bir değnekle dokunup öğrenciyi dersine göndermeniz sık beklenen bir durum. Bir öğrenci bir sıkıntı yaşatmış ya da yaşamışsa, hadi hemen rehberlik yapıp çözelim algısı var. Rehberliğin bir süreç olduğunu, psikolojik danışmanın ise daha uzun bir süreç olduğunu artık bilmek gerekiyor.


  • Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, çocuğun elinden tutup yürütmek, bütün ihtiyaçlarını karşılamak değildir. 
  • Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, öğrenciyi korumak, her sıkıntıdan kurtarmak, problemlerini çözmek için doğrudan yardım yapmak değildir. 
  • Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, öğrenciye öğüt vermek, telkinde bulunmak, tavsiye vermek değildir.(TED kolejleri)

6-) Rehber öğretmenin joker atı gibi görülmesi


Rehberlikle ilgili olmayan evrak işlerinin yüklenmesi, alakasız görevlendirmeler, aynı hafta içerisinde 2-3 okula bir rehber öğretmenin koşturulması, bazı okullarda idarenin rehber öğretmenden yoklama fişlerini girmesini dahi istemesi... saymakla bitmez. Türkiye'de rehber öğretmene rehberlikle alakalı olmayan o kadar fazla iş yükleniyor ki, rehber öğretmen zaten kendi işini yapamaz hale getiriliyor. Sonra "Rehberlik ne işe yarıyor ki" naraları atılıyor. Sen bu hizmeti sağlıklı yaptırmıyorsun ki bir işe yaradığını görebilesin.

7-) Aday öğretmen olan Rehber Öğretmenin 8-17 işe gelmesinin istenmesi


Aday öğretmen olan daha yeni atanmış çiçeği burnunda rehber öğretmenden, aday öğretmen 8-17 çalışır kuralıyla 8-17 okula gelmesi istenmekte, bu öğretmenin kendi yönetmeliğinde günlük 6 saat çalışabilir yazdığı atlanmakta, daha başlangıçta moral vermesi beklenen bir birimin morali bozulmakta ve nedense yeni atanmış diğer öğretmenler derslerine gelir giderlerken rehber öğretmenden 17.00'ye kadar okulda kalması istenmektedir. Saat 15 gibi işlerini bitiren rehber öğretmene 17.00'ye kadar genelde okul idare işleri yaptırılmaktadır. İnsanın resmen rahat bırakın bir şu alanı diyesi geliyor..


8-) Alan dışı atamalar yapılıp pırıl pırıl PDR mezunlarının üzülmesi


Bu genel bir sorunumuz. 2011'de PDR mezunları dururken felsefe mezunlarının PDR birimleri olan okul rehberlik servisine alındığını gördü bu gözler. Sonra devamı geldi.. Felsefe ve sosyoloji mezunu kişiler alanları psikoloji ile alakalı olmamalarına rağmen nasıl bir mantıkla yapıldığı bilinmez bir şekilde okul rehberlik servislerine atandılar.

Daha 2 sene önce benim okuluma atanan, kendi branşında atanan bir felsefe öğretmenimiz vardı. Geçen sene İzmir ilinde rehber öğretmenlerin toplandığı genel bir seminer vardı orada gördüm, hocam hayırdır dedim, hocam merkeze kendi branşım ile gelemeyince alan değişikliği yapıp rehberliğe geçirdiler dedi. Ben şok! Böyle duyulmayan alttan alta gerçekleşen o kadar alan dışı geçişler var ki.. Sırf benim çalıştığım İzmirin küçük bir ilçesinde dahi 3 tane alan dışı hocamız var.

Tepkim bu hocalarımıza değil. Alan dışı atamanın ve taynin önünün açan MEB yetkililerine. Psikoloji hizmetinin hassas bir iş olduğunu ve yanlış ellere geçtiğinde felakete yol açabileceğini bildiği halde umursamayan yetkililere..

Şu an binlerce PDR mezunu boşta ve işsiz. İşsiz çünkü yine MEB tarafından verilen 100-150 saatlik eğitimlerle felsefe mezunlarına "Rehberlik sertifikaları" verildi ve özel sektörde çalışabilirsiniz dendi. Böylece alanın kendi mezunları kendi koltuklarına oturamaz hale geldiler. Yazık..


Sadece rehber öğretmen değil, diğer tüm öğretmenlikler de dahil, herkes kendi lisans eğitimini aldığı işi yapmalı. Bir branşın öğretmeni o branşın profesyoneli olmalı ve bu 100 saatlik eğitim veya tecrübe ile değil LİSANS eğitimi ile oluyor. Bizler PDR bölümünü ülkede ilk 10-15 bin sıralamalara girerek, canımızı dişimize takıp çalışıp hak ederek kazandık ve okuduk. Bir felsefe bölümü taban puanı en az 240-250 puan iken, en düşük PDR bölümü benim zamanımda 455 puan idi(şu an puan sistemi değişti, bahsettiğim yıllar 2009-2010-2011). Aradaki farka bakar mısınız, yenilen hakların farkına varın lütfen..

9-) İstismar durumlarında Rehber Öğretmenin arkasında durulmaması, yalnız bırakılması


Diyelim bir öğrenciniz sizle olan görüşmesinde dayısı tarafından veya öğretmeni tarafından taciz/tecavüze uğradığını belirtti. Bu durumda temel ilkelerimizden olan gizlilik ilkesini ihlal edip durumu acilen önce okul müdürüne sonra savcılığa bildirmeniz gerekmekte. Bildirmezseniz yasal suç işlemiş olursunuz ve hapis yatarsınız. Abartıyor muyum.. Buyrun TCK'nın ilgili maddelerine bakıp siz karar verin:

Suçu bildirmeme 

Madde 278-(1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Mağdurun onbeşyaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.(1)

(4) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak, suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi 

 Madde 279- (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

(2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşte bu durumda suçu hemen bildiriyoruz ama sonrasında bir çok problemle karşı karşıyayız. Suçu işleyen kişinin tehdidi, anlatan öğrencinin ailesinin şantaj ve tehditleri, okul müdürünün ve diğer meb yetkililerinin hocam ne gerek vardı kendi aramızda hallederdik demeleri, bu süreçte destekçi koruyucu bir kanun maddesinin olmaması ve hatta mahkemelerde rehber öğretmenin suçlanması, soruşturmalar vs vs ..

Şimdi, öğrencisi ile görüşme yapan bir okul rehber  öğretmeninin, ondan ilk kez istismarı duyduğu o an kendi içinde hissettiklerini düşünebilecek misiniz?



10-) MEB camiası içerisinde mesleğin değersiz görülmesi, Manevi Rehber çılgınlığı


Meb içerisinde rehber öğretmen genel algısı odasında yatan, bir işe yaramayan, devlete külfet, az daha okuyup bende rehber öğretmen olsaydım şeklinde maalesef.


Bu algıyı yaratan rehber öğretmenlerden 10'unundan 8'inin alan dışı atama olduğunu PDR mezunu dahi olmadığını genelde ilk atanan EPÖ mezunları olduğunu biliyor muydunuz? (bu algıya sahip okul yöneticilerine bizzat bu kişilerin ne mezunu olduğunu sorarak ufak bir araştırma yapmıştım)

Şu da bir gerçek ki neredeyse Bayburttaki üniversiteye kadar PDR bölümü açıp bölümün puanını yerlere düşürüp çok ama vizyonsuz mezun verildiği sürece bu algı gelişmeye devam edecek..

Öz eleştiri yapmak gerekirse bazı meslektaşlarımız gerçekten bu algı ürünü olabiliyorlar. Fakat siz her matematik öğretmeninin mükemmel olduğunu veya her İngilizce öğretmeninin çocuklara şakır şakır ingilizce öğretebildiğini mi düşünüyorsunuz? Her meslekte o mesleği hakkıyla yapanlar ve yapmayanlar vardır. Bu bizim mesleğimizdeki insanlarda da böyledir. Fakat her nedense bir başka branşın adı çıkmamasına rağmen rehberlikle ilgili böyle bir algı yaratılmıştır. Örneğin ülkemiz öğrencilerinin çok düşük PISA matematik sonuçlarına göre matematik öğretmenlerimizin hepsini taşlamak mı gerekir?

Sonuç olarak:

Gelişmiş ülkelere baktığımızda gelişmişliklerindeki bir kıssasında psikolojiye verdikleri değer olduğunu görebiliriz. Bizim de artık ülke olarak bu bilim dalına gereken önemi vermemiz gerektiğini ve bazı şeyleri aşmamız gerektiğini düşünüyorum. Okulda verilen psikolojik danışma hizmetlerinin koşullarının iyileştirilmesi ve moral dağıtan bu meslek elemanlarının morallerinin bozulmaması gerekmektedir. Rehberlikle ilgili olmayan işlerde bu ruh sağlığı çalışanlarının görevlendirilmemesi şarttır. Aksi takdirde kendi işlerini yapabilmeleri beklenemez. Rehberlik birimi tek başına bu işi yapamaz, okul müdürü, ilçe şube müdürleri, veliler.. kısacası rehberlik işinde herkesin bir ve birlikte olması gerekmektedir.

Okul rehber öğretmenleri ve psikolojik danışmanları için şöyle bir gelecek hayal ediyorum:

  • Unvanı okul psikolojik danışmanı olan ve bu konuda kendini anlatma kaygısı gütmeyen.
  • Çalışma saatleri belli ve bu durumun normal olduğu bilinerek göze batmayan.
  • Öğretmenden ziyade bir ruh sağlığı uzmanı yaklaşımında olunan.
  • İş birliğinin şart olduğu herkes tarafından bilinen.
  • Genellemeler yapılmayan.
  • Kendisiyle alakalı işlerin yüklenmediği, sadece psikolojik danışmaya ve rehberliğe odaklanmış.
  • PDR birimlerinde kesinlikle PDR mezunlarının çalıştığı, alan dışı alımların tekrar kendi alanlarına geçirilip bu konuya özen gösterildiği,
  • Çalışma ortamı psikolojik danışmaya elverişli, avrupa standartları haline getirilmiş.
  • Çalışanların mesleki bıkkınlık yaşamadığı ve kendisi sürekli geliştirme imkanı bulduğu.
Kim bilir belki 2050'lere baktığımızda bununda ötesine geçebilmişizdir. 

Değişmeyen kafaların yerini analizci ve gelişimsel kafalara bırakması dileğiyle..


Bu yazıyı beğendiniz mi?

Yeni yazılar e-mail adresinize gelsin!

Destek için:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

***Yorum bırakabilmek için yorumunuzu yazdıktan sonra "gmail" hesabınızı giriniz***.

**Yorumunuz onay gerektirmez ve hemen yayınlanır.**


**Küfür veya argo içeren yorumlar kesinlikle silinecektir!**

**Yazdığınız yoruma cevap yazıldığında haberdar olmak için yorum formunun sağ alt köşesinde bulunan E-posta yoluyla abone ol linkine tıklayabilirsiniz.**