23 Kasım 2011 Çarşamba

0 Otizme Farklı Bir Bakış - Psk. Dan. Fırat Yalçın -

İlk olarak şunu söylemeliyim ki izlediğim film  Temple Grandin çok kaliteli ve etkileyici bir filmdi. Otizmli insanlar aklımda binevi özürlü insanlar olarak yer edinmişti. Ama bu film bu yargımı tamamen çürüttü. Otizme farklı bakmamı sağladı.

Ayrıca filmden sonraki kısa bir araştırmamın ardından Thomas Edison, Albert Einstein, Henry Ford, Isaac Newton, Friedrich Nietzsche, Nikola Tesla gibi isimlerinde otizmli olduklarını veya otizmli varsayıldıklarını öğrendiğimde bakış açım bir hayli değişti.

Filmdeki başkarakter otizmli Temple, 4 yaşına kadar konuşmayan ve 4 yaşında otizm tanısı konulan biri. Filmin en etkileyici tarafıysa gerçek bir yaşam hikâyesi olması. Doktor otizmden için çocuk şizofrenisi diyor annesine.

Filme dayanaraktan otizmlilerin bizlerden bence en büyük farkı olaylara farklı ve ayrıntılı bir şekilde bakabilmeleri.  Temple çok basit bir konuyu hayvan bakıcılığını ele almış bir otistik ve insanların uğraşmaya değer görmedikleri sığırlar üzerinde bilimsel, ilginç araştırmalar yapıyor. Yaptığı araştırmalar sonucunda hem insanlığa büyük bir katkıda bulunuyor hem de aslında ufak detayların altında büyük sonuçlar yattığını gösteriyor bize.

Tabi başka farkları da var bizlerden. Olaylara ve eşyalara ayrıntılı bakabilme, yüksek sese ve renklere karşı hassasiyet, gözlerle temas kuramama ve bu gibi. Ayrıca insanlara sarılamama da var. Mesela filmdeki Temple annesiyle dahi hiç kucaklaşmamış birisi.
Gerçek Temple Grandin

Kendilerini rahat hissedemedikleri sürece sosyalleşemiyorlar. Yine filmden yola çıkarak söylüyorum bunu. Temple sığırların aşılanırken ki sıkıştırılmalarından onların rahatladığını çıkarıyor ve kendisi strese girdiği zaman – yüksek sesli bir ortamdan sonra mesela – rahatlayabileceği kucaklama işlevini gören bir alet yapıyor. Strese girdiği zamanlar bu aleti kullanıyor ve sınıfta daha sosyal bir hale geliyor. Kendisinin dediğine göre o alet bir anne kucaklamasının eksikliğini azaltıyormuş.

Temple kışkırtılmadığı sürece birilerine zarar vermiyor. Zaten biz normal insanlar da öyle değil miyiz? Ve genelde her şeye farklı gözle baktığı için arkadaşlarınca alay konusu haline geliyor. Fakat bu duruma alışmış olsa gerek ki pek etkilenmiyor.

Strese girdiği zaman çığlık atıyor, ağlıyor, kendi etrafında dönüyor, yerde debeleniyor. Bu tür hareketler sinir sistemini rahatlatıyor. Temas edilmemenin yerine geçiyor. Ayrıca otistik olduğunun ve bu sayede her şeye farklı bakabildiğinin farkında. Bence otistik bir insan bunun farkında olursa onun için çoğu problem hallolmuş demektir.
Gerçek Temple Grandin(solda) ve filmdeki Temple ( Claire Danes)

Hep bir ağızdan konuşan insanlar onların beynini bizimkine nazaran daha fazla uyarıyor ve bunun sonucunda tepki veriyorlar.


Temple her şeyi aklında tutabiliyor. En basitinden tanıdığı insanların ayakkabılarını. Resimler arasında bir bağlantı kuruyor. Objelerin veya anın fotoğrafını çekip beynine kaydediyor. Çoğu zaman davranışlarının farkında olmuyor.

Filmden de anladığım kadarıyla otizmin tedavisi yok. Hatta Temple’ a göre ismi çok cafcaflı. Nedeniyse kalıtımsal veya anneyle bebeğin arasındaki bağ kopukluğu olduğu söyleniyor. Çocuğun fiziksel ilgiye en fazla ihtiyaç duyduğu sırada annenin soğuk ve ilgisiz davranması..

Bazı kişilerce otizm bir hastalıktan ziyade bir durum olarak görülüyor. Otizm - filmde Temple’ında dediği gibi - eksiklik değil farklılıktır. Önemli olan çevresindeki insanların bunun farkına varması ve otistik kişinin yeteneklerini değerlendirmesidir.


Psikolojik Danışmanlık Öğrencisi


 Fırat YALÇIN
Deü PDR 2.sınıf
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Yeni yazılar e-mail adresinize gelsin!

Destek için:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

***Yorum bırakabilmek için yorumunuzu yazdıktan sonra "gmail" hesabınızı giriniz***.

**Yorumunuz onay gerektirmez ve hemen yayınlanır.**


**Küfür veya argo içeren yorumlar kesinlikle silinecektir!**

**Yazdığınız yoruma cevap yazıldığında haberdar olmak için yorum formunun sağ alt köşesinde bulunan E-posta yoluyla abone ol linkine tıklayabilirsiniz.**