11 Ekim 2018 Perşembe

0 Rehber Öğretmenlerin Yaşadığı Bazı Sıkıntılar


Milli eğitim bakanlığında çalışan Rehber Öğretmenlerin yaşadığı bazı sıkıntılara değinmek istiyorum. Büyük bir heyecanla atandıktan ve yıllardır özlemini çektikten sonra karşılaştığı sorunlar karşısında şaşkın kalan meslektaşlarıma çok rastladım. Bu yazıyı biraz da yeni atanacak veya atanmayı düşünen meslektaşlarımıza gerçekleri ve yaşaması yüksek ihtimal olan mesleki sorunları anlatmak amacıyla kaleme aldım. Hı bir de belki bir MEB yetkilisi hani belki bir şeyler yapmak isteyen birileri buraları okurda aşağıdaki sıkıntılardan bazıları için harekete geçer. Hani belki, bir umut :)

1-) Unvan problemi: Rehber öğretmen mi, Psikolojik Danışman mı, Rehberlikçi mi?


Mesleğe başlar başlamaz belki de yıllar boyu yaşadığımız bir sorun: Unvan!

Yeni başlamış bir rehber öğretmen kaşe yaptırırken kararsız kalacaktır. İsim-soy isim altına okul rehber öğretmeni mi yazdırsam yoksa psikolojik danışman mı yoksa okul psikolojik danışmanı mı yoksa sadece rehberlik mi? Her PDR mezununun gönlünden geçen ve olması gereken, dünyanın diğer kalanında olanı ve doğrusu, Okul Psikolojik Danışmanı unvanıdır. Çünkü bizlerin zaten mesleki unvanı budur.

Askeriye de bu durum sorunsuzdur, orada psikolojik danışmansındır hatta çoğu astsubay psikolog diye hitap eder size ama gel gelelim ki milli eğitimde bu durum oturmadı. Sen psikolojik danışman olduğunu vurgulasan da inatla rehberlik derler. Çünkü bakanlık böyle istiyor, yönetmeliğimizde psikolojik danışman ifadesi dahi geçmiyor. Bu durum meslek elemanlarında aşağılanmışlık ve psikoloji biliminden uzaklaşma gibi durumlara yol açıyor. Bir meslek düşünün ki "ünvan" sorunu yaşıyor. Bu çok tuhaf değil mi sizce de :)

Not: Yazı boyunca ben Rehber öğretmen demeye devam edeceğim çünkü MEB'de çalışan ve buraları okuyan birisi okul psikolojik danışmanı unvanını kabul edemiyor :D

2-) Rehber öğretmenin boş derse girmesini istemek


Rehberlik hizmetleri yönetmeliği "Rehber öğretmenin görevleri" Madde 34 "g" bendi derki,

"g) Rehberlik hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi için ihtiyaç duyulan durumlarda bireysel veya grupla psikolojik danışma ve görüşme yapmak üzere öğrenciyi ders saati içerisinde rehberlik servisine davet eder. Görüşme içeriğinin gizliliğini koruyarak görüşülecek öğrencinin yalnızca adını ve görüşme saatini eğitim kurumu idaresine bildirir."


Yani bir rehber öğretmen ders saati içerisinde odasında çalışır. Doğal olarak boş derse girme görevi verilemez. Nöbet tutuyor olsa bile -bu duruma aşağıda değineceğim- boş derse giremez çünkü o saatlerde kendi işini yapması gerekir. Rehber öğretmenlerin okulun boştaki elemanı olarak görülmesinden artık vazgeçilmesi gerek.


3-) Rehber Öğretmenin Nöbet Tutması


Dünyanın hiçbir yerinde nöbet tutmayan psikolojik danışman, 10 Kasım 2017'de resmi gazetede yayınlanan yeni yönetmeliği sonucu nöbet tutmak zorunda kalmıştır. Peki bu durum neden önemli, neden nöbet tutmamalı rehber öğretmen?

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, okulda disiplini sağlama, öğrencileri tehdit etme, kontrol altında bulundurma, onları yargılama işi değildir. Psikolojik danışma işi ile yargılama işi birbirine zıt kavramlar olup disiplin teşkil etmek de çoğunlukla yargılamayı ve öğrenciler üzerinde otorite kurmayı gerektirecektir.

İşte tam bu noktada nöbet tutma eyleminin okuldaki rehberlik işlerini bitireceği kesindir. Rehber öğretmen öğrenciler üzerinde disiplin teşkil ettiği anda öğrenci onu okul idaresinin bir parçası gibi görmeye başlayacaktır. Bizzat bunu deneyimlediğim oldu ve gerçekten istenmeyen bir sonuç. Bir rehber öğretmen okulda nöbet tutuyorsa kendi işini yapamaz bu açık ve net. Sanırım önce topluma bizim işin çok hassas bir noktada olduğunu anlatmamız gerekecek ya da toplumun bunu idrak etmesi, inanması gerekiyor.

Bir başka neden de Rehber öğretmenin neredeyse gün içerisindeki %80-90 görüşmesini veya ön görüşmelerinin tamamını teneffüslerde yapması. Örneğin babasını kaybetmiş ve rehber öğretmenle görüşmek isteyen yas sürecindeki bir öğrenci, teneffüste nöbet halinde olan "oğlum kızım gir sınıfına sana pencereye çıkma demedim mi, hadi herkes aşağıya iniyor hemen!" pozisyonundaki bir rehber öğretmene sizce gelip açılabilir mi.. Gerçekçi olmamız şart arkadaşlar. Bu mümkün değil.

Kaldı ki nöbete en çok ihtiyaç duyan Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir psikolojik danışmana asla nöbet tutturulmaz, tutturan komutan hakkında soruşturma açılır, bu yönetmelikle kesin olarak yasaktır ve ihmal edilmiyor. TSK , PDR hizmetleri ile nöbet tutma eyleminin çeliştiğinin çok iyi farkında.

Aslında sanırım olay temelinde Milli Eğitimin-veya milli eğitimdeki bazı kişilerin- rehberliği veya rehberlik bir yana, psikolojik danışma hizmetini çok ciddiye almaması yatıyor.

4-) Eğitim Tedbirinde Rehber öğretmenin görevlendirilmesi sorunu


Bir de böyle bir sıkıntımız var. Mahkeme tarafından danışmanlık tedbiri verilen çocuk için yönetmeliğimizdeki Madde 13 gereği bu hizmeti veriyoruz. Bunun karşılığında ek bir ücret ödenmemesi de ayrı bir mesleki sorun.

Fakat gelin görün ki mesleki tanımımızda veya yönetmeliğimizde yer almayan, içeriği bizimle alakalı olmayan, sırf içinde "tedbir" kelimesi geçiyor diye bize itilen angarya bir görevlendirmemiz var: Eğitim Tedbiri!

" Eğitim tedbiri itiraz dilekçesi için TIKLAYINIZ"

Burada yönetmelik maddelerini ekleyip eğitim tedbirinin rehber öğretmen işi olmadığını anlatmaya çalışsam yayın çok uzayacak, bu sebeple gerekli açıklamaları okumanız üzere sizi Samsun PDR derneği sitesinin ŞU sayfasına yönlendirmek istiyorum, sonra geri gelin ama :)

Çok çok özetle, eğitim tedbiri okula gitmeyen bir çocuğun okula devamının sağlanması anlamına gelmektedir. Bir çocuğun okula devamının sağlanmasında yönetmelik gereği okul yöneticilerinin görevidir. Fakat ne alaka ise okulda ruh sağlığı hizmeti sunmak üzere eğitilmiş okul rehber öğretmenleri bu konuda görevlendiriliyor. İşin en acı tarafı ise bu görevlendirmeyi kabul eden meslektaşlarımızın olması. Eğitim tedbiri bir kimya öğretmenine verilse nasıl olurdu? veya okuldaki kadrolu hizmetliye? İşte böyle saçma bir durum söz konusu.

5-) Rehberlik Hizmetlerinin hemen gerçekleşmesinin beklenmesi


Okul idaresi tarafından herhangi bir sorun kapsamında, örneğin öfke problemi olan bir öğrenci diyelim, sevk edilen öğrencinin hemen orada sorununun çözülmesi ve sizin sihirli bir değnekle dokunup öğrenciyi dersine göndermeniz sık beklenen bir durum. Bir öğrenci bir sıkıntı yaşatmış ya da yaşamışsa, hadi hemen rehberlik yapıp çözelim algısı var. Rehberliğin bir süreç olduğunu, psikolojik danışmanın ise daha uzun bir süreç olduğunu artık bilmek gerekiyor.


  • Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, çocuğun elinden tutup yürütmek, bütün ihtiyaçlarını karşılamak değildir. 
  • Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, öğrenciyi korumak, her sıkıntıdan kurtarmak, problemlerini çözmek için doğrudan yardım yapmak değildir. 
  • Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, öğrenciye öğüt vermek, telkinde bulunmak, tavsiye vermek değildir.(TED kolejleri)

6-) Rehber öğretmenin joker atı gibi görülmesi


Rehberlikle ilgili olmayan evrak işlerinin yüklenmesi, alakasız görevlendirmeler, aynı hafta içerisinde 2-3 okula bir rehber öğretmenin koşturulması, bazı okullarda idarenin rehber öğretmenden yoklama fişlerini girmesini dahi istemesi... saymakla bitmez. Türkiye'de rehber öğretmene rehberlikle alakalı olmayan o kadar fazla iş yükleniyor ki, rehber öğretmen zaten kendi işini yapamaz hale getiriliyor. Sonra "Rehberlik ne işe yarıyor ki" naraları atılıyor. Sen bu hizmeti sağlıklı yaptırmıyorsun ki bir işe yaradığını görebilesin.

7-) Aday öğretmen olan Rehber Öğretmenin 8-17 işe gelmesinin istenmesi


Aday öğretmen olan daha yeni atanmış çiçeği burnunda rehber öğretmenden, aday öğretmen 8-17 çalışır kuralıyla 8-17 okula gelmesi istenmekte, bu öğretmenin kendi yönetmeliğinde günlük 6 saat çalışabilir yazdığı atlanmakta, daha başlangıçta moral vermesi beklenen bir birimin morali bozulmakta ve nedense yeni atanmış diğer öğretmenler derslerine gelir giderlerken rehber öğretmenden 17.00'ye kadar okulda kalması istenmektedir. Saat 15 gibi işlerini bitiren rehber öğretmene 17.00'ye kadar genelde okul idare işleri yaptırılmaktadır. İnsanın resmen rahat bırakın bir şu alanı diyesi geliyor..


8-) Alan dışı atamalar yapılıp pırıl pırıl PDR mezunlarının üzülmesi


Bu genel bir sorunumuz. 2011'de PDR mezunları dururken felsefe mezunlarının PDR birimleri olan okul rehberlik servisine alındığını gördü bu gözler. Sonra devamı geldi.. Felsefe ve sosyoloji mezunu kişiler alanları psikoloji ile alakalı olmamalarına rağmen nasıl bir mantıkla yapıldığı bilinmez bir şekilde okul rehberlik servislerine atandılar.

Daha 2 sene önce benim okuluma atanan, kendi branşında atanan bir felsefe öğretmenimiz vardı. Geçen sene İzmir ilinde rehber öğretmenlerin toplandığı genel bir seminer vardı orada gördüm, hocam hayırdır dedim, hocam merkeze kendi branşım ile gelemeyince alan değişikliği yapıp rehberliğe geçirdiler dedi. Ben şok! Böyle duyulmayan alttan alta gerçekleşen o kadar alan dışı geçişler var ki.. Sırf benim çalıştığım İzmirin küçük bir ilçesinde dahi 3 tane alan dışı hocamız var.

Tepkim bu hocalarımıza değil. Alan dışı atamanın ve taynin önünün açan MEB yetkililerine. Psikoloji hizmetinin hassas bir iş olduğunu ve yanlış ellere geçtiğinde felakete yol açabileceğini bildiği halde umursamayan yetkililere..

Şu an binlerce PDR mezunu boşta ve işsiz. İşsiz çünkü yine MEB tarafından verilen 100-150 saatlik eğitimlerle felsefe mezunlarına "Rehberlik sertifikaları" verildi ve özel sektörde çalışabilirsiniz dendi. Böylece alanın kendi mezunları kendi koltuklarına oturamaz hale geldiler. Yazık..


Sadece rehber öğretmen değil, diğer tüm öğretmenlikler de dahil, herkes kendi lisans eğitimini aldığı işi yapmalı. Bir branşın öğretmeni o branşın profesyoneli olmalı ve bu 100 saatlik eğitim veya tecrübe ile değil LİSANS eğitimi ile oluyor. Bizler PDR bölümünü ülkede ilk 10-15 bin sıralamalara girerek, canımızı dişimize takıp çalışıp hak ederek kazandık ve okuduk. Bir felsefe bölümü taban puanı en az 240-250 puan iken, en düşük PDR bölümü benim zamanımda 455 puan idi(şu an puan sistemi değişti, bahsettiğim yıllar 2009-2010-2011). Aradaki farka bakar mısınız, yenilen hakların farkına varın lütfen..

9-) İstismar durumlarında Rehber Öğretmenin arkasında durulmaması, yalnız bırakılması


Diyelim bir öğrenciniz sizle olan görüşmesinde dayısı tarafından veya öğretmeni tarafından taciz/tecavüze uğradığını belirtti. Bu durumda temel ilkelerimizden olan gizlilik ilkesini ihlal edip durumu acilen önce okul müdürüne sonra savcılığa bildirmeniz gerekmekte. Bildirmezseniz yasal suç işlemiş olursunuz ve hapis yatarsınız. Abartıyor muyum.. Buyrun TCK'nın ilgili maddelerine bakıp siz karar verin:

Suçu bildirmeme 

Madde 278-(1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Mağdurun onbeşyaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.(1)

(4) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak, suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi 

 Madde 279- (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

(2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşte bu durumda suçu hemen bildiriyoruz ama sonrasında bir çok problemle karşı karşıyayız. Suçu işleyen kişinin tehdidi, anlatan öğrencinin ailesinin şantaj ve tehditleri, okul müdürünün ve diğer meb yetkililerinin hocam ne gerek vardı kendi aramızda hallederdik demeleri, bu süreçte destekçi koruyucu bir kanun maddesinin olmaması ve hatta mahkemelerde rehber öğretmenin suçlanması, soruşturmalar vs vs ..

Şimdi, öğrencisi ile görüşme yapan bir okul rehber  öğretmeninin, ondan ilk kez istismarı duyduğu o an kendi içinde hissettiklerini düşünebilecek misiniz?



10-) MEB camiası içerisinde mesleğin değersiz görülmesi, Manevi Rehber çılgınlığı


Meb içerisinde rehber öğretmen genel algısı odasında yatan, bir işe yaramayan, devlete külfet, az daha okuyup bende rehber öğretmen olsaydım şeklinde maalesef.


Bu algıyı yaratan rehber öğretmenlerden 10'unundan 8'inin alan dışı atama olduğunu PDR mezunu dahi olmadığını genelde ilk atanan EPÖ mezunları olduğunu biliyor muydunuz? (bu algıya sahip okul yöneticilerine bizzat bu kişilerin ne mezunu olduğunu sorarak ufak bir araştırma yapmıştım)

Şu da bir gerçek ki neredeyse Bayburttaki üniversiteye kadar PDR bölümü açıp bölümün puanını yerlere düşürüp çok ama vizyonsuz mezun verildiği sürece bu algı gelişmeye devam edecek..

Öz eleştiri yapmak gerekirse bazı meslektaşlarımız gerçekten bu algı ürünü olabiliyorlar. Fakat siz her matematik öğretmeninin mükemmel olduğunu veya her İngilizce öğretmeninin çocuklara şakır şakır ingilizce öğretebildiğini mi düşünüyorsunuz? Her meslekte o mesleği hakkıyla yapanlar ve yapmayanlar vardır. Bu bizim mesleğimizdeki insanlarda da böyledir. Fakat her nedense bir başka branşın adı çıkmamasına rağmen rehberlikle ilgili böyle bir algı yaratılmıştır. Örneğin ülkemiz öğrencilerinin çok düşük PISA matematik sonuçlarına göre matematik öğretmenlerimizin hepsini taşlamak mı gerekir?

Sonuç olarak:

Gelişmiş ülkelere baktığımızda gelişmişliklerindeki bir kıssasında psikolojiye verdikleri değer olduğunu görebiliriz. Bizim de artık ülke olarak bu bilim dalına gereken önemi vermemiz gerektiğini ve bazı şeyleri aşmamız gerektiğini düşünüyorum. Okulda verilen psikolojik danışma hizmetlerinin koşullarının iyileştirilmesi ve moral dağıtan bu meslek elemanlarının morallerinin bozulmaması gerekmektedir. Rehberlikle ilgili olmayan işlerde bu ruh sağlığı çalışanlarının görevlendirilmemesi şarttır. Aksi takdirde kendi işlerini yapabilmeleri beklenemez. Rehberlik birimi tek başına bu işi yapamaz, okul müdürü, ilçe şube müdürleri, veliler.. kısacası rehberlik işinde herkesin bir ve birlikte olması gerekmektedir.

Okul rehber öğretmenleri ve psikolojik danışmanları için şöyle bir gelecek hayal ediyorum:

  • Unvanı okul psikolojik danışmanı olan ve bu konuda kendini anlatma kaygısı gütmeyen.
  • Çalışma saatleri belli ve bu durumun normal olduğu bilinerek göze batmayan.
  • Öğretmenden ziyade bir ruh sağlığı uzmanı yaklaşımında olunan.
  • İş birliğinin şart olduğu herkes tarafından bilinen.
  • Genellemeler yapılmayan.
  • Kendisiyle alakalı işlerin yüklenmediği, sadece psikolojik danışmaya ve rehberliğe odaklanmış.
  • PDR birimlerinde kesinlikle PDR mezunlarının çalıştığı, alan dışı alımların tekrar kendi alanlarına geçirilip bu konuya özen gösterildiği,
  • Çalışma ortamı psikolojik danışmaya elverişli, avrupa standartları haline getirilmiş.
  • Çalışanların mesleki bıkkınlık yaşamadığı ve kendisi sürekli geliştirme imkanı bulduğu.
Kim bilir belki 2050'lere baktığımızda bununda ötesine geçebilmişizdir. 

Değişmeyen kafaların yerini analizci ve gelişimsel kafalara bırakması dileğiyle..



3 Ağustos 2017 Perşembe

3 Farklı bir alandayım ama PDR alanında çalışmak istiyorum..



1- Bu durumda pdr alanında çalışabilir miyim?

- Hayır, PDR bölümünü kazanın ve okuyun.!

2- Bu durumda dışarıda verilen sertifikalar ile bende psikolog olabilir miyim?

- PDR mezunu psikolog değil psikolojik danışmandır ama hayır!

3- PDR'den bazı özel üniversiteler bazı diğer bölümlerden de yüksek lisansa alıyormuş, bu durumda rehberlikçi olarak atanabilir miyim?

- Rehberlikçi diye bir alan dal ve meslek yok ama rehber öğretmen olarak atanamazsınız. PDR bölümünü kazanın ve okuyun.!

4- PDR'nin açık öğretimi var mı?

- Hayır, yok.

5- Açık öğretimden felsefe okusam PDR'ci olur muyum?

- Hayır, PDR bölümünü kazanın ve okuyun.!

6- Felsefeciler sertifika alıp rehber öğretmen olarak atanıyormuş diyorlar, bu mümkün mü?

- 2011 yılında maalesef az da olsa oldu fakat itiraz ettik, legal eylemler yaptık, karşı çıktık! Çıkıyoruz, çıkmaya devam edeceğiz. Biz yeri geldiğinde bütün olabilen bir alanız. Bu bir daha gerçekleşmeyecek çünkü bu alan dışı alımların yüzünden hali hazırda bir çok boşta PDR mezunu var zaten.

7- Sosyoloji okusam sonra özel bir üniversitenin pdr bölümünde..

- Hayır, PDR bölümünü kazanın ve okuyun.!

8- Felsefe okuyup rehberlik sertifikası aldığımda ne olur?

- Alan dışı bir insan olarak özel okullarda çok düşük ücretlere çok yoğun çalışmalara ve her işi yapmaya maruz kalarak "rehberlikçi" olursunuz. Devlete atanamazsınız. PDR'ci olmuş olmazsınız. Psikolojik danışman veya rehber öğretmen olmuş olmazsınız. Alan dışı çalışan felsefeci olursunuz.

9- Felsefe okuyup rehberlik sertifikası alsam MEB'deki bir okulda rehberlik alanında ücretli öğretmenlik yapabilir miyim?

- Hayır, PDR bölümünü kazanın ve okuyun.!

10- Sıralamam 678910'larda... PDR okumak istiyorum, zenginim de, ne yapmalıyım?

- 2016' da gelen kanunla birlikte eğitim fakültesini tercih edebilmeniz için 240bin içerisinde olmalısınız, bu durumda tekrar sınava hazırlanabilirsiniz.

11- Farklı bir alanda çalışmaktayım, yaş 30lara dayandı, bu yaştan sonra PDR nasıl okuyayım?

- Bu durumda bir çok başarı hikayesinden bahsedebilirim ama en yakın arkadaşlarımdan birisi, bölümünün hacettepe'sinden mezun olmasına ve 3 yıl çalışmış olmasına rağmen bırakıp, tekrar sınavlara hazırlanıp PDR'yi kazandı ve şu an 1.sınıfta. Üstüne bir şeyler yazmayı gereksiz buluyorum ama bu durum size ve bu bölümü ne kadar gerçekçi istediğinize bağlı..

12- PDR okuması kolay diyorlar.. öyle mi?

- İnsana sevdiği ve ilgi duyduğu bölümü okuması kolaydır, sevmeyen için zulümdür, kolay değildir. Ayrıca bu durumu genelde kazanması zor gelenler önemsiyorlar.

13- Felsefe veya sosyoloji okusam sonra..

- Hayır, PDR bölümünü kazanın ve okuyun.!

14- Peki veterinerlik okusam devlet hastanesinde genel cerrah olabilir miyim?

- .. Hayır..

Saygılarımla..





22 Temmuz 2017 Cumartesi

14 Üniversite Tercihleri İçin Sorunuz Varsa Bu Konuya!




Malumunuz 2017 tercih dönemine girdik. Tercihlerle ilgili aklınıza takılanları bu yayında bana iletebilirsiniz. Olabildiğince hızlı cevaplamaya çalışacağım. Ayrıca PDR ile ilgili kararsızlığınızı mail olarak değil de buraya yorum olarak bırakırsanız başka kararsız arkadaşlara da yardımımız dokunur.

Bazı SSS'leri cevaplandırayım..

1- PDR Bölümünden Atanır mıyım?

Bu konuda blogda yayınımız mevcut ama bu durum güncel olduğundan tekrar ele alalım.  PDR'nin son kpss atama puanı 82'dir. Lütfen atanmayı kaygı ediyorsanız bu durumu düşünün. 4-5 yıl sonrasındaki tahminim düşerse hani en fazla 70lere düşeceğidir.

2- PDR'nin kadrosu var mı?

Arkadaşlar okulların çoğu boş. PDR kadro olmadığından değil kadro açılmadığından yükseldi. İlerde o kadroları açarlarsa ki açacaklar elbet, puanımız düşebilir veya yükselmeyebilir. Çünkü çok fazla üniversiteye PDR açıldı ve çok mezunumuz olmaya başladı.

3- Tercih hatası nedir?

Kapsamlıdır. Bir çok hata yapılabilir. Daha düşük sıralamayla alım yapan bir bölüm üste, daha yüksek sıralamayla alan bir bölüm onun altına yazılırsa alın size tercih hatası. :) 

Mümkünse tercihinizin son halini okulunuz rehber öğretmenine veya şu an yoksa da bulunduğunuz yerdeki RAM psikolojik danışmanlarına danışınız.

4- Hangi tercih robotunu kullanayım, hangi sitelerden yararlanayım..

https://yokatlas.yok.gov.tr/ , http://universitetercihleri.com/ ve ayrıca Sorgun RAM'dan faydalanabilirsiniz.

5- Siz olsaydınız ne yapardınız..

Veya sizce ne yapayım.. Bu soruyu sormayın :) Tercih sizin, başkasının değil. Ben sadece fikir ve görüş belirtebilirim. Hep derim, pişman olacaksan da kendi yaptığın tercihe pişman ol, başkasının senin yerine yaptığı tercihe değil..

Velhasıl kelam hayatınız için ciddi manada önemli seçim yaptığınız bir dönemdesiniz. Bu stresli dönemde elimden geldiğince yardımcı olmak amaçlı konuyu açtım. Sonrasında da sorabilirsiniz şimdide :) Hepiniz için hayırlı tercihler olsun.







10 Nisan 2017 Pazartesi

21 Psikolojik Danışman için TSK mı, MEB mi?







Bu karşılaştırma yorumlarda çok fazla gelmeye başlayınca bir şeyler karalamak tezahür etti. Bu konuda tecrübelerim kadar siz değerli meslektaş veya meslektaş adayı arkadaşımı bilgilendireyim..


Biliyorsunuz kullandığımız tekniklerden bir tanesi de + - (artı eksi) tablosu. Bu yayında da temel olarak bu mantık üzerinden gideceğim.


MEB'de Rehber Öğretmen Olmanın Artıları +


  • Her kademede insanla çalışabilirsiniz. Çocuk, ergen, genç yetişkin.. Üstelik seçim sizin.
  • Kendinize ait çalışma alanı ve özlük haklarınız ayrı bir yönergeyle belirlenmiştir. Hakkınız mı yeniyor? Hemen yönergedeki ilgili maddeyi ilgi göstererek hakkınızı arayın ve %99 hakkınızı alın.
  • Kendinize ait genel anlamda standart bir oda var ve özelleştirebilirsiniz.
  • Belirli bir zamandan sonra işinizi düzene bindirmiş olduğunuzdan evrak yükleriniz eskisi kadar yormaz.
  • Eğlencelidir.
  • Bir çok kişinin hayatına ciddi dokunuşlar yaparsınız ve bunu o an hissedersiniz.
  • Çalışma saatleriniz bellidir, günlük 6 saati geçemez ve bunu müdür mobinge girmeyecek şekilde düzenler.
  • Çok katı kurallar yoktur. Birileri size zıt gitmedikçe yok efendim 3 dk geç kaldı yok 5 dk erken çıktı durumu yaşanmaz. Bu da sizin kasmadan rahat bir ortamda çalışmanız demektir.
  • Orta halli bir maaşınız vardır. Gayet geçindirir, iyi bir tatilde yaptırır.
  • Sendikal eylem kapsamında(neredeyse tüm sendikaların süresiz eylemidir sivil giyinmek) sivil giyinebilir, sakal bıyıkla işe gidebilirsiniz.
  • Şimdilik aklıma bunlar geldi, geldikçe eklerim.. :) 1 sene oldu uzaklaştım MEB'den, özledim doğrusu..
MEB'de Rehber Öğretmen Olmanın Eksileri -


  • Mesleğinize önem verilmez, naparsanız yapın odasında oturan kişisinizdir; "az daha okuyup rehber öğretmen olsaydımcılar" , "rehber öğretmen napıyorki odasında oturuyor ancacılar" , "hocam zaten boşsun benim şu derse bir girermisinciler" ...vs. çok görürsünüz, kendinizi kimseye kanıtlamak zorunda değilsiniz. Herkesin yargıcı vicdanıdır. Ama işte bu bir eksi, çoğu meslektaşımızın bu sebeple meslekten soğuduna şahit oldum.
  • Çalışma saatlerinizi saçma sapan düzenleyen bir müdüre denk gelebilirsiniz. (Bu gözler 08-10 , 12-14 , 15-17 şeklinde saat düzenlenen meslektaşlar gördü, ütopik müdürlerin akılalmaz saat düzenlemelerini okudu, bunlarla uğraş dur işte.. Not: Şahsen kendi müdürüm altın gibidir, o ayrıdır, Allah herkese öyle müdür nasip etsindir.. )
  • Branş öğretmenlerinin tuhaflıkları..
  • Okulda her işin size itelenmeye çalışılması, çoğunluğa göre sizin bir iş sınırınızın olmaması.. Ve bunlara hayır diyemeyen meslektaşlarınız yüzünden sizden de aynı şeylerin beklenmesi.. Siz hayır deyince karşılaştığınız bakışlar, tuhaf davranışlar..
  • Tuhaf velilere denk gelme olasılığınızın düşük olmamasını geçtim hiç veliye denk gelememe olasılığınızın da yüksek olması. Velinin size ısrarla döv benim çocuğumu demesi mesela :D (anlatsam roman olur, uzun tutmamaya çalışıyorum.)
  • Elinde sihirli değneği olan peri gibi görülmeniz ve bunu sağlamayınca yine ilk maddeye dönmemiz.(öğretmen odanıza sinir küpü bir şekilde öğrenciyle gelir ve "hocam ben bu öğrenciyle anlaşamıyorum hadi çöz bunu", veli komşunun doldurmasıyla yanınıza gelir ve "hocam bizim çocuğa program hazırla Türkiye 1.si olsun" vb. Not: Sevgili meslektaşlarım ders programı hazırlamayın lütfen, program hazırlamanın nasıl olduğunu, yöntemlerini öğretin lütfen.)
  • Herkesin sizin 3 aylık yaz tatili yaptığınızı zannetmesi ama aslında 2 ay yaz tatiliniz olması üstüne 2 hafta tercih döneminde çalışmanızdan dolayı bunun 1.5 ay olması, e zaten devlet memuru da 1 ay hani :)
  • Arkadaşlar saysam devam ederde çok uzun tutmamak adına burada bitiriyorum..








TSK'da Psikolojik Danışman Olmanın Artıları


  • Mesleki olarak önemsenirsiniz. İlginçtir burada çoğu kişi bizi doktor olarak görüyor. Yaptığımız iş önemseniyor.
  • Anket ve envanterlerin düzenli ve belirli olmalı. Ne uygulayacağın belli, onu hangi programla raporlayacağın belli. Her şey nizami.
  • Genel olarak milli eğitime göre daha rahat. Şaka yapmıyorum vallahi. Sabah 8 akşam 17-18 çalışırsınız ama en fazla günde 3 saatlik işiniz oluyor(her yer için geçerli olmamakla birlikte bu bir genellemedir..)
  • Hiyerarşik düzenden ötürü ol dediğiniz - kanuna aykırı değilse - oluyor, böyle bir rahatlığınız var. Mesela seminer vermek için öğrenci peşinde koşmuyorsunuz, 9 da hazır bulun dersin emredersin olur. Bu anket uygulamada ve randevu durumlarında da çok iyi bir durum.
  • Herkes kendi işindedir. Öyle MEB'deki gibi azcık formasyon görmüş tiplemeler gelip senin işini yapabileceğini iddaa etmiyor burada. Siz ne derseniz o, işi bilen kişiden gelen bilgi olarak görülüyor ve saygı duyuluyor. Kimse size işinizi öğretmekle kalkışmıyor dahi.
  • Olanakları oldukça iyi. Tatil, lojman, orduevleri vs.
  • Maaşı milli eğitime göre başlangıçta (şu anki verilere göre..) 200-800 TL arası daha fazla. Bu nerede başladığınıza bağlı. Örneğin doğudaysanız ve heleki sınırda bir jandarmadaysanız maaşınız başlangıçta MEB'dekin %110 fazlası olabiliyor..
  • Başlangıcı geçecek olursak yani kalıcı bir durumda maaşı 4500-7000 arasını buluyor. Albay olarak emekli olursanız bu maaş 10binlere yaklaşıyor. Emekli maaşınızda oldukça yüksek oluyor, OYAK falan onları saymayayım hani :)
  • Toplumsal saygınlık fazla.
  • Sizinle birlikte tüm aileniz askeri olanaklardan faydalanabiliyor.
  • Mesleki olarak tek yaptığınız iş "psikolojik danışma",, çok nadir rehberlik boyutuna giriyoruz. Bireysel görüşmelerde çeşitli vakalarla tecrübeleniyorsunuz. OKB, paranoid, madde bağımlısı, intihar düşüncesi danışmaları.. gerçek manada üst düzeyde kendi kuramsal yaklaşımlarınızı uygulama imkanınız mevcut.
  • Evraklarla uğraşmazsınız. Bunun için ayrı bir RDM astsubayı olur.
  • Size özel odanız olur ama donanım olarak yönergesinde neyse odur ve oldukça iyidir, akvaryumunuza kadar olur.
  • Size özel yönergeniz vardır. Bu yönergeye göre nöbet tutmazsınız ve ikiz iş verilemez. Özlük ve çalışma kapsamınız belirlenmiştir.
  • Hatta anket istatistiğiyle de siz uğraşmazsınız ayrı bir istatistikçi çalışır.
  • Çok çekici geldiyse -'lere geçelim ;)
TSK'da Psikolojik Danışman Olmanın Eksileri


  • Stresli bir ortamda çalışırsınız. Ciddi manada streslidir. 3dk gecikirseniz en iyi anlaştığınız komutanınızdan dahi ceza yiyebilirsiniz, kurallar çok katı.
  • Hiyerarşik düzenin +'sından çok -'si var diyebiliriz.
  • Sorumluluğunuz çoktur. Attığınız her imza büyük önem taşır. Rütbe atladıkça artarak devam eder.(görüştüğüm bir askerimin aynı akşam kendisini kestiği oldu ve sonraki aşamalar...)
  • Belirli bir süre sonra askerlikten kaytarmak için yalan söyleyen erlerden gına gelebilir. Bu kişiler sizi zamanla Sharlock Holmes yapar..
  • Askere alımda herhangi bir eleme kriteri yok, karşınıza her an herkes gelebilir. Hırsızı, bıçakçıcı, üst düzey bonzaicisi... Meslek lisesinde çalıştığınıza yatar kalkar şükredersiniz o derece.
  • Çalışma saatiniz Meb'e göre fazladır.
  • Çalışma saatiniz belirlenmiş gibi görünse de esas olarak 7/24 çalışırsınız. Çağrıldığınızda geleceksiniz..Hafta sonu mesaileri olabilir.
  • MEB'deki gibi yönergemde madde var banane mobing bu vs diyemeyebilirsiniz. Burası askeriye :) [-kardeşim yönergede nöbet tutulamaz diyor sen neden tutuyorsun? *Komutan tut dediği için..]
  • Yıllık tatiliniz 657 neyse odur ama öyle istediğiniz zaman da kullanamazsınız .genelde aralık ocak falan kullanıyorlar. Rütbe atladıkça yaza yaklaşıyor :)
  • Her sabah o sakal traş şart. Hatta sinekkaydı olmalı. Bu basit görünse de zamanla işkence gibi geliyor.
  • İzinsiz bulunduğunuz ilin ilçesine bile gidemiyorsunuz. Dediğim gibi kasıntı bir ortam var, MEB'deki gibi değil.
  • Doğu görevin 3 kez oluyor ve yaklaşık 10-15 senen doğuda geçebiliyor. Atama şartları MEB'dekine göre ciddi manada iyi değil.
  • Öğrenci ortamı sizin için zevkliyse TSK'da ciddi manada sıkılırsınız.
  • Bu listede uzadı gitti. Burada bırakıyorum..
Durum böyle. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım, umarım faydası olur.


Yukarıdaki bilgiler %100 doğru bilgiler olmayıp çoğunlukla şahsi fikrimi içermektedir ve katılmama özgürlüğünüz hatta bunu yorum olarak belirtme ayrıcalığınız dahi vardır. Herkes aynı işi yapıyor gibi görünse de farklı çıkarımlarda bulunabilir ve yukarıdakiler benim gözlem ve çıkarımımdır.



Bana sorarsanız ben MEB derim. Neden diyecek olursanız her şeyden evvel öğrencilerimle olan ilişkilerim, onların "hocaaam" diye o odaya girmesi dahi benim için belirleyici olmaya yeterlidir. Kasıntı ortamlara gelememem, maaşımdan çok da yükseğini çok gerekli görmemem-maddi olarak doygunluk-, kişilere bir şeyler bozulmamışken müdahale edebilmek-önleyici rehberlik bence en önemlisi-, ne bileyim okul ortamı falan.. Belki bir gün RAM'a geçer bir de orayı deneyimlerim ama TSK benim için zorunluluk ve geçici. TSK'da en sevdiğim şey ise vatan-millet-Sakarya'yı en derinden hissetmek oldu. Allah Türk Silahlı Kuvvetlerimize zeval vermesin, fakat mesleki olarak şu gözlemlerime göre MEB diyorum :)


Ayrıca Samsun'da acemilik dönemindeyken( Tüm 364.Dönem'e selam olsun) komutan kimler kalmayı düşünüyor dediğinde özellikle psikolog arkadaşlar olmak üzere bayağı parmak kalktı ki komutan dahi şaşırdı. Herkesin gerçek manada sevdiği işi yapması dileklerimle.


AYRICA BAKINIZ: http://www.firatyalcin.com/2016/10/psikolojik-dansman-ve-askerligi.html








19 Mart 2017 Pazar

0 Keylogger'dan Korunmanın Kesin Yöntemi: Keyscrambler


Uzun süredir yayın yapmıyordum blog gün geçtikçe eskiyor açıkçası :) Ama arada bir şeyler karalıyorum diye kapatma gereği de duymuyorum.

Bu yayında sizlere keyloggerdan korunmanın kesin yöntemini anlatmak istiyorum.

Keylogger Nedir?

Keylogger İngilizcesinden de anlaşılacağı üzere bir "tuş kaydedici"dir. Yani bu yazılım bilgisayarınızda olursa, uzaktaki bir bilgisayara sizin klavyenizden bastığınız tuşları gönderebilir.

Keylogger bir virüstür. İki şekilde çalışabilir, ya sizin bastığınız tuşları sizin bilgisayarınızda bir yerlere depolar ve keylogger'ı yerleştiren "hırsız" kişi gelir o dosyayı alır gider ya da bu kişi bu kayıtları bir mail adresine gönderttirebilir.

Keylogger ile facebook şifrenizden tutun kredi kartı numaralarınıza kadar tüm veriler çalınabilir.

Bilgisayarınızda keylogger olduğunu anlamanız için programlar mevcut bunları Google hazretlerine sorarak bulabilirsiniz fakat ben bu yazıda daha çok keylogger bulaşmamış kişilerin sistemlerini korumasını anlatıyorum.

Keylogger Nasıl Bulaşır?

Keylogger bir çok yolla bulaşabilir:
  • Açtığınız bir mail sonucu bilgisayarınıza arka planda inip kurulabilir, ruhunuz duymaz :)
  • Takılan bir flash bellek veya CD sonucu bulaşabilir.
  • İndirilen bir programın kurulması esnasında bulaşabilir.
  • Sağlıklı ve güvenli olmayan sitelerden indirilen oyun-film-program vb. bulaşabilir.
  • Özellikle henüz yayınlanmamış oyun veya programları bir sitede "full sürüm" adı altında görüyorsanız genelde içerisinde trojan-keylogger vardır.
Keylogger Bulaştıran Kişinin Amacı Ne?

En basit deyimiyle şifrelerinizi çalmak. Facebook şifrenizin en kolay çalınma şekli ve en yaygını budur mesela. Bunun haricinde kredi kartı bilgilerinizi ele geçirme, güvenlik sorularının cevaplarını ele geçirme gibi amaçlar taşıyabilir.


Keyloggerdan Kesin Korunma Yöntemi Nedir?

İster avast ister norton ister kaspersky ile korunun hiçbir antivirüs programının anlayamayacağı keyloggerlar vardır ve çıkacaktır. Çünkü bu bir program sonuçta.. Değişik bir versiyonunu birisi şu an bile yazabilir.

Peki şu durumda nasıl korunabiliriz?...

Keylogger neydi, keylogger emekti .. :D ... Şaka bir yana keylogger sonuçta sizin klavyeye bastığınız tuşları kaydetmiyor mu? O halde klavyeye basmazsanız bilgileriniz çalınmaz.. O nasıl olacak derseniz,



Ekran Klavyesi ile Korunma!

Ekran klavyesini başlatmak için arama kısmına ekran klavyesi yazıp enter'a basmanız yeterli. Banka bilgilerinizi girerken, facebook veya twitter'a şifrelerinizi girerken ekran klavyesini açın ve maus ile klavyedeki tuşlara tıklama yoluyla bilgilerinizi girin.



KeyScambler Programı ile Korunma!

Aslında asıl amacım bu programdan bahsetmekti. Bu program siz klavyede hangi tuşa basarsanız basın, bu tuşları otomatik olarak değiştiriyor. Sağ alt simgesinde sürekli bunu size göstermesi de bir iç huzur sağlıyor.

Örneğin  "a" harfine bastığınızda program bunu arka plana "r" olarak okutuyor tekrar "a" bastığınızda "3" olarak okutuyor. Sürekli değiştiriyor. Bence bu bu yöntem %100 sonuç demektir. Siz şifrenizi "12345" olarak girerken eğer keylogger varsa bu program sayesinde bunu şifrenizi "3897a" gibi görecektir ve keyloggerı size bulaştıran kişi(ler) amaçlarına ulaşamayacaklardır.

Programı indirmek için:

-KeyScambler Full İndir


İlgili siteden full ve bedava olarak indirebilirsiniz, indirdikten sonra programın kurulumu şu şekilde:

1- KeyScramblerPro_Setup.exe çift tıklayın, sürekli next tıklayarak programın kurulmasını sağlayın.

2- Sonrasında programı açın sizden şu resimdeki gibi mail ve şifre isteyecek:




Burada email adres ve product key kısmına yazacağınız içerik indirdiğiniz Seri Numarası.txt içerisinde yazılı, olduğu gibi giriyorsunuz ve sonra şöyle oluyor:




Tamam dedikten sonra programınız tam sürüm olacak, güncellemediğiniz sürece-ki güncellemeye ne hacet- bu şekilde kullanabilirsiniz.

Programı açtığınızda program bilgisayarınızın sağ alt kısmında simge halinde görülür. Buradaki simge yeşil ise program aktif demektir. Klavyeye bastıkça çıkarttığı harfleri yine orada görebilirsiniz.

Bu sayede en yaygın şifre çalma yöntemi olan keylogger virüsünden kurtulmuş olacaksınız. Bilgisayarınızda keylogger olsa bile artık bir işlevi olmayacaktır.



7 Ekim 2016 Cuma

247 Psikolojik Danışman ve Askerliği

Erkek meslektaşlarımın en büyük takıntılarından birisi olan askerliğe biraz değinmek istiyorum.

Psikolojik danışman erkek kişisi ortalama 22-23 yaşlarında mezun olduktan sonra eğer aynı yıl aranmışsa 24-25 yaşlarında askerlik tecil süresi biter, yani artık askere gitmesi zorunludur.

Tecilin devam etmesi için yüksek lisans şarttır.. Başka bir lisans programı maalesef tecili ertelemez. Yüksek lisans bitirmiş birisi ise doktora yaparak tecili uzatabilir, yani hep bir üst program gereklidir tecili uzatmak için.

Konumuza dönecek olursak, vatan sana canım feda denilerek, askerlik şubesine gidilir ve ne zaman tecili bozacaksanız danışılır, bilgi alınan tarihte gelinir tecil bozulur.

4 celp dönemi vardır, Şubat, mayıs, ağustos ve kasım celpleri. Ağustos celbine gitmek isterseniz genelde mayısın son haftası tecil bozmanız gerekir. Genel bir görüşe göre ağustos celbinde askerlik çok fazla oradan yedek subay olarak çıkar.

Şimdi biraz ona değinmek lazım. Askerlik iki şekilde çıkabilir. Ya uzun dönem yedek subay ya da kısa dönem bildiğiniz er.

Yedek subaylıkta 4 sınıf var, Jandarma, Kara, Hava, Deniz. Ne çıkacağı bahtınıza. Bunlar değiştirilemez.


Acemiliğiniz yedek subaysanız samsun sahra sıhhiyede geçiyor. Orada 1 ay 1 haftadan sonra kıt'a birliklerine dağıtım gerçekleşiyor. Samsundaki acemilikte bir askeri bir mesleki iki sınav olup bunların ortalamasına göre sıralama çıkartılıyor. Sonra yüzde on gideceği yeri kendisi seçerken kalanlar sırasına göre kurayla asıl birliklerine hizmet etmek üzere dağılıyorlar.

Uzun dönem yedek subay(subayın olmadığı yerde subay yetkilidir) olarak giderseniz askeriyede rütbeli olarak psikolojik danışmanlık yaparsınız. 11 ay sürer. Rütbeniz subay sınıfının başlangıcı olan asteğmendir. son 3 ay kala teğmen rütbesine yükselirsiniz. Maaş alırsınız ve milli eğitimdekinden fazladır. 8-17 çalışır hafta sonu tatilinizi yapar, 17den sonra sivil bir şekilde istediğiniz gibi takılabilirsiniz. tabi bir subaya yakışacak şekilde ;)

Kısa dönemde 5 ay yaparsınız(izini 6 aydan düşün hani), bildiğimiz er olursunuz, anlatmaya gerek görmüyorum.



Şahsen kısa dönemde olsa 5 ay er'liktense 11 ay rütbeli psikolojik danışmanlığı tercih ederim, nitekim şükür öyle de oldu, peki neden?

1- Her şeyden evvel kendi mesleğinizi icra ediyorsunuz ve psikolojik danışman olarak bayağı bir meslek kazanımı elde ediyorsunuz.

2- Maaşlı çalıştığınızdan ekonomik olarak katkısı çok.

3- Rütbelisiniz ve bu askeriyede önemli bir durum.

4- Genelde rahat bir çalışma ortamı var. Zira TSK'da işimiz çok daha oturmuş ve sistemli yürüyor.

TSK'nın mesleğimize yani psikolojik danışmana ciddi manada ihtiyacı var. Tabi MEB'inde var ama birbirinden farklı durumlar.. ne demek istediğimi biraz da icraa edince anlayacaksınız.

Kısacası mesleğinizden zevk alıyorsanız genel olarak askerliğinizden de zevk alacaksınız. Vatana hizmet birincil amacımız olmak üzere mesleki bilgimizi işlememiz oldukça faydalı olacaktır.




AYRICA BAKINIZ: http://www.firatyalcin.com/2017/04/psikolojik-danisman-icin-tsk-mi-meb-mi.html








25 Temmuz 2016 Pazartesi

2 Üniversite Tercihi Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz?



Baktım son yayının üzerinden neredeyse 1 yıl geçmiş, yeni bir yayın ele alma zamanı dedim. :)

Tercih döneminden tercih dönemine yazar olduk ama mesleğe başlayınca "PDR enerji"min çoğunu öğrencilerime/danışanlarıma harcamaya başladım. Bu sebeple burası aksadı haliyle. Twitter'dan veya facebookdan iletişme geçenlere elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım.

Tercih dönemi: 29 - 2 ağustos arası olacak.
Kaç adet tercih yapabileceksiniz: 24 adet tercih yapabileceksiniz.

Yazacağınız bölümler belli değilse Rehber Öğretmenlere Koşuyoruz... :) 

Öncelikle umarım yazacağınız bölümleri artık bu günlere bırakmamışsınızdır. Eğer bıraktıysanız en yakın rehber öğretmenle yüzyüze görüşmeniz gerekiyor.

Yazıyorsun tamam da sen gerçekten o bölümü istiyor musun?


Bunun haricinde tercih yaparken en çok dikkat edeceğiniz unsur "ben bu bölümü gerçekten istiyor muyum?" olmalı. Gerçekten istemiyorum ama başka bir şeyde gelmiyor ve bir daha hazırlanmak  istemiyorum hocam diyorsanız hayatınızdaki büyük yanlışlardan birisini yapıyorsunuz. Zira 23-25 yaşına geldiğinizde ve o işe her sabah söylenerek gittiğinizde keşke bir sene daha hazırlansaymışım ne varmış diyeceksiniz. Belki de şu an kayıtsız olmanıza rağmen mesleği gördükte seveceksiniz, ama ilk ihtimal genelde daha yüksek oluyor.

Bu sebeple durumunuz el veriyorsa istemediğiniz bölüme gitmektense tekrar hazırlanın.

Önce bölüm sonra üniversite...


Her zaman önce bölüm sonra üniversite tercih edilmesinden yanayım. Örneğin hukuk ve pdr ye karar verdiniz diyelim. Bundan sonraki aşama kararsız kalınan bu mesleklerden hangisi sizin için daha öncelikli. Neye göre ve neden? Örneğin benim için saygınlık önemli ve hakimlik-savcılık için hukuk bu yüzden öncelikli diyebilirsiniz veya benim için daha az yoğun mesai saatleri ve yardım dolu bir meslek daha iyi olur derseniz pdr öne çıkar. Yani bu aşamada meslekler arasındaki ayrımı bilmelisiniz, bilmiyorsanız araştırmalısınız.

Yazacağınız bölümü ince detaylarına kadar araştırın!

Araştırma demişken. En iyi araştırma yöntemi o mesleği uygulayanlarla bizzat görüşmenizdir. Bu aşamada internette forumlar çok ciddiye almayın derim. İnsanlar o ortamlarda kurnazlık yapıp başkası yazmasın diye kendi istediği bölümü kötüleyip milleti soğutabiliyor, var vallahi böyleleri :)

Eğer yüzyüze görüşme imkanınız yoksa facebook'dan bu meslek elemanlarına rahatça ulaşıp danışabilirsiniz. Zamanında pdr'yi marmaradaki son sınıf bir öğrenciye sormuştum yazmadan önce ve çok yardımcı olmuştu sağolsun. İşte bu en iyi araştırma yöntemlerinden biri. 1. kaynaktan direkt bilgi.

Diğer araştırma yolları da işkurun websitesi, rehber öğretmenler, universitetercihleri.com gibi siteler.

Etkili tercih listesi:


Yukarıdaki örnek üzerinden gidelim. Sonuç olarak hukuk size daha yakın geldi diyelim ama sadece iyi üniversiteleri yazmak istiyorsunuz, pdr de ise iyiler başta olmak üzere fark etmiyor diyelim.

24 tercihi şu aşamada ya 6'ya ya 4'e bölmenizi öneririm. 6/6/6/6 diye ayıracak olursak ilk 6 ya en yüksek hukukları yüksek olandan düşük olana(ilk 3-4 gelmesi imkansız yerler olabilir mesela çekinmeyin yazın, aklınızda kalacağına kağıtta kalsın), sonraki 6 ya 1-2 hukuktan da sonra en yüksek pdr den en düşük pdr'ye sıralama yapabilirsiniz ama bu mantığı mesela 8 tercih yapacaksanız 4/4 kullanabilirsiniz. ilk 4 en yüksek hukuk sonraki 4 en yüksek pdr ler. işte bu aşamada böyle düz mantık gitmek zorunda değilsiniz, nasıl mı?

Mesela o ilk 4 hukukda 4. sıradaki hukuku çok istemeyebilirsiniz veya en yüksek pdr ondan bir tık önde olabilir sizin için. Böyle bir durumda ölü tercihe kaçabilir ama 3. sıraya o en yüksek puanlı pdr'yi yazmanızı tavsiye ederim. bu 3. veya 2. olur o kısmı sizin tercihiniz.

Daha detaylandırabilirim ama anlayan arkadaşlarımız idrak etti bence şu an. Anlamayan arkadaşlarımız yorum kısmında danışabilirler. Gerçi askere gidiyoruz ama elimizden geldiğince artık ;)

Biraz ondan biraz ondan...

Tercih listesi başarı sıralaması en düşükten(0'a en yakın), en yükseğe doğru giderken aynı zamanda en istenilenden en istenilmeyene doğru olmalıdır. Normalde bunlardan birisini seçmeniz söylenir ama hayır, yukarıdaki örnekte de belirttiğim gibi mantıklı bir şekilde biraz ondan biraz ondan yaparsanız en güzeli olacaktır.

Tercihlere herkesi karıştırmayın..

Tercih yaparken işin profesyonellerinden bilgi alın sadece. Bu işe herkes karışır ama unutmayın bu işi sadece rehber öğretmeninizle yapmalısınız. İnsanlar en ufak fikirleri bile olmadıkları bölüm hakkında rahatça atıp tutabiliyor çünkü.

Tercih robotlarından faydalanın..




Ayrıca son kararı veren mutlaka siz olun, pişman olsanız bile karar sizin kararınız olmuş olur.

Hepinize başarılı ve ölü tercihsiz geçen bir tercih dönemi diliyorum, kalın sağlıcakla.


15 Temmuz 2015 Çarşamba

7 Atanması Kolay Olduğu için Değil İdealiniz ise PDR'yi seçin!



Şu sıralar tercih dönemi. Öğrencilerden duyduğum nihai soru: "Hocam PDR yi tercih edeceğim ama ataması olur mu?" Evet PDR yıllardır ataması kolay olan yüksek puanlı(halk dilinde hukukla aynı puan olması yönünde kıyaslanan) olması yönüyle bilinen bir bölüm. Bölümü hiç bilmeyen birisi bile şunu mutlaka biliyor, pdr mi onu seç direk atanırsın.

Şunu söylemem gerek ki bu bölüme araması kolay olduğu için gelmeyin. Afedersiniz ama sonra yatan rehber öğretmen kavramı çıkıyor. Mesleğin sadece bu yönü için gelen birey çalışma hayatında da etkin olmayınca meslek kötüye çıkıyor. Pdr ya da başka bir meslek fark etmez, sevmiyorsanız, idealiniz değilse tercih etmeyin arkadaşlar. Evet hepimiz geçinme kaygısını maalesef henüz 17-18 yaşlarında yaşamaya başlıyoruz ama emin olun sevdiğiniz mesleğe giderseniz para bir şekilde gelir. Amacınız para olmasın, sevdiğiniz mesleği icra etmek olsun, para otomatik olarak gelecektir.



Örneğin ataması olmayan kimya öğretmenliğini düşünelim. Bu bölümde kpss den full'e yakın yapsanız dahi atanamayacaksınıuz ama diyelim ki kimya ve öğretmenlik mesleği sizin idealiniz. Birincisi siz bu bölümü severek okur, üniversitede derslere severek gidersiniz, zevkli bir seminere gider gibi. Hiç aksatmadan muhtemelen dereceyle bitirdiğiniz bu bölümden çıktıktan sonra atanamaz muhtemelen özel sektör de özellikle başlangıçta zor şartlarda çalışırsınız. Fakat şartlar ne kadar zor olursa olsun idealinizdeki meslekte olduğunuz için çok fazla zorlanmazsınız. Ve siz bu mesleği çokiyi icra edeceğiniz için muhtemelen 3-5 yıla adınız çıkar falanca kimya hocası var bu alanda bir numara. Sonra ünlü dershane veya okullardan hatrı sayılır ücretle iş teklifi alır hatrı sayılır saatlik fiyatlarla sevdiğiniz bu alanda çalışmaya devam edersiniz.

Biraz uzatmış olabilirim ama sevdiğiniz mesleği tercih edin, para zaten sizi takip edecektir. PDR içinde bu geçerli. Sevmiyor ve kendinize uygun bulmuyorsanız sırf ataması var diye tercih etmeyin. Ki canım ülkemde bu atama durumları hakkında her an her şey olabiliyor.



 

19 Şubat 2015 Perşembe

0 Cinsel Kimlikle İlgili Olumlu Benlik Geliştirme Rehberlik Etkinliği



Özgecan cinayetinin özünün incelenmesi ve bence özünde eğitimsizlik yattığını şu yazımda belirtmiştim:

 -----   Özgecan Cinayetinin Altında Yatan Sebep Ne? 

Peki biz psikolojik danışmanlar olarak eğitimciler olarak neler yapabiliriz?

Derken çok güzel ve bu yönde gelecek nesillere katkıda bulunabileceğimiz bir etkinliğe rastladım. Gerçekten direktiflerine uygun bir şekilde uygularsanız bu konuda vicdanınızı rahatlatabilir, gelecek nesiller adına bir şeyleri önlemiş olabilirsiniz.

Etkinlik cinsel kimlik geliştirme ve cinsiyet rollerinin farkındalığını kazanmaya yönelik. Ergenlik döneminde gelişen cinsel kimlik algıları kişinin yetişkinliğe geçişini birebir etkiler ve hayatı boyunca etkisini devam ettirir. Bu bakımdan ergenlik döneminde gençlerin olumlu benlik algısı geliştirmeleri son derece önem arz etmektedir.

Etkinliği indirmek için buraya tıklamanız yeterli.

Etkinliği görüntülemek için buraya tıklamanız yeterli.

Okul psikolojik danışmanının bunu tüm okula uygulaması zor olabilir. Ama özellikle 9.Sınıflara ve 10.Sınıflara bizzat psikolojik danışmanın uygulaması kanaatindeyim. Zira tam olarak bu dönemlerde cinsel kimlik karmaşası ve olumsuz benlik algıları çokça görülüyor.

Bu etkinlikleri alan dışı veya bir şekilde atanmış psikolojik danışman gibi görünen felsefe grubu öğretmenlerinin kesinlikle uygulamaması gerekiyor. Bu etkinlik için PDR mezunu bir uzmandan veya RAM'dan yardım almanız öğrencilerin kimlik gelişimi açısından faydalı olacaktır. Bu dönemde bilinçsizce söylenen bir cümle dahi onları depresyona sokabilir, alt üst edebilir.

Etkili olması dileklerimle...




18 Şubat 2015 Çarşamba

1 Özgecan Cinayetinin Altında Yatan Sebep Ne?


Biliyorsunuz ve unutmayacağız ki bu ülkede 20 yaşında Psikoloji bölümü 1. sınıf öğrencisi olan Özgecan, vahşi bir şekilde öldürüldü. Bu olay beni günlerdir etkiliyor, üzüyor ve bir yandan da bir eğitimci olarak düşündürüyor.

Genel olarak toplumsal tepkimiz suçu işleyenlere yönelik idam cezasının geri getirilmesi oldu. Ben bu fikre katılmıyorum. İdamın bu vb. olaylar üzerinde çözüme yönelik bir etkisi olmaz. Şiddet şiddeti doğrur. Katil zanlısı büyüyene kadar babasından her gün dayak yemiş. Artık milletçe dayak ile ilerleyemeyeceğimizi anlamamız gerekiyor. İdam bizi geriye götürecektir, tek katkısı milletçe şu an katillere yönelik bir süreliğine öfkemizin yatışması olacaktır.

Peki ne yapılabilir? Siyaseti sevmeyen birisi olarak doğruya doğru diyen bir yapım vardır. Kim olursa olsun fark etmez. Siyasilerden Bahçeli'nin yaptığı açıklama bu konuda benim fikirlerimi yansıtıyor, olayın köküne bakmak lazım. Bu olayın özündeki sorun ne? Tek kelime ile: Eğitim.

Özellikle bu vb. olaylar için söylüyorum, okullarda psikolojik danışma hizmetlerinin uzmanlaşması ve ilerlemesi şart! Katil zanlısı sonuçta ortaokula liseye gitti mi gitti. Bu adam her gün babasından dayak yiyen, fiziksel istismarın doruklarını her saat yaşayan bir bireymiş. Bu insanı rehber öğretmen veya sınıf rehber öğretmeni veya idaresi her neyse.. fark edip sosyal hizmetlere yönlendirse inanın ailenin elinden alınır daha uygun şartlarda yetiştirilirdi. Ve belkide bu canice cinayet hiç yaşanmamış olurdu.

Eğitimsizlik bir zincirleme olaydır. Bu konuda biz psikolojik danışmanlara ve öğretmenlere bir hayli iş düşüyor. Her öğrenci akademik olarak başarılı olmak zorunda değil ama topluma kazandırılmak zorunda. Bugün boşverdiğimiz çocuklar yarın bir gün bu şekilde azılı katiller olarak karşımıza çıkacaklar. Veya çocuk yapacak onu her gün dövecek ve azılı bir katil ortaya çıkartacak. Ben olayın özünün eğitim sisteminde okul rehberlik servislerinin geliştirilmesi ve öğretmenlerin topluma faydalı bireyler yetiştirmek adına bir öğrenciyi dahi es geçmemelerinde görüyorum.

3 Aralık 2014 Çarşamba

3 Verimli Ders Çalışma Programı Nasıl Hazırlanır?

Bu yayınımızda sizlerle ders çalışma planı nasıl yapılır üzerine konuşacağız. Özenle adım adım okuyalım ve bir an önce işe koyulalım.

Üç tür çalışma programı vardır. Aylık(yani yıllık)-Haftalık ve günlük çalışma planları.

  
Aylık Plan

Hangi derslerden sorumlusunuz? Matematik-Türkçe-fizik-kimya-biyoloji-edebiyat…. Sorumlu olduğunuz derslerin konularını aylara paylaştırmanız aylık plan oluyor.  Yapmanız gerekenler;
-          Sorumlu olduğunuz ders kitaplarının içindekiler kısmını açın. Konulara şöyle bir genel bakış atın.
-          Üniteleri sınava yetişecek şekilde aylara dağıtın.

-         Örnek AYLIK Plan.



Dersler/Aylar
Kasım
Aralık
Ocak
Şubat
Türkçe
İlk 3 ünite bitecek, anlatım__yayınları soru bankasından ilgili konuların sorularını çözeceğim, toplamda 800 soru çözeceğim
İlk üç üniteden sonraki 4 ünite bitecek. Geçen ay tekrar edilecek. 1 edebi kitap okunup bitirilecek.
Geriye kalan son 4 ünite bitecek, tüm konular tekrar edilecek, 4 fasikül deneme çözeceğim. En az 1000 soru çözülecek
En çok yanlışım çıkan 3 konuyu detaylıca çalışacağım. 8 fasikül deneme çözeceğim.
Matematik
Toplamda 16 konu 4 ay var. Her ay 4 ünite bitireceğim. Bu ay ilk 4 ünite bitecek. Matematik dosyası ve defteri oluşturacağım. Konulardan en az 500 soru çözmüş olacağım.Her konudan Esen yayınları rehber soruları ve sonraki ilk üç testi bitireceğim.
5-6-7 ve 8. Ünite bitecek. Geçmiş ay tekrar edilecek ve abcx yayınları soru bankasından ilk 8 ünite bitecek. Yapamadıklarımı hocalara sorup çözümlerini matematik defterine yazacağım.
9-10-11 ve 12. Ünite bitirilecek. Takip ettiğim tüm yayınlardan ilgili yere kadar olan kısımları bitireceğim. 4 Fasikül deneme çözeceğim.
Son 4 ünite bitecek. Buraya kadar olan konulardan beni en çok zorlayan konular hakkında bilen-yapan arkadaşlarımdan yardım alacağım. 4 Fasikül bitireceğim. Her konudan ikişer test koparıp kendime matematik denemesi yapacağım. Toplamda en az 1000 soru çözeceğim. Matematik defteri ve dosyası tekrar edilecek.

Dikkat edilmesi gerekenler:
  • -          Herhangi bir aya çok yüklenmeyin, gerçekten bitirebileceğiniz kadar konuyu paylaştırın.
  • -          İyi bildiğiniz konuları çok uzatmayacak şekilde yayın. Örneğin kümeleri çok iyi biliyorsanız bunu 1 hafta çalışmanın manası yok.
  • -          Tüm dersleri dengeli dağıttığınıza emin olun.


Haftalık Plan

Yaptığımız aylık plan, yapacağımız tüm planların müdürü. Haftalık planı da aylık plana göre oluşturacağız. Haftalık plan her aya verdiğimiz konunun 4 haftaya bölünmüş halidir. Ay başlarında ya da önceki ayın son haftasında-son günlerinde planlanır.

-          Haftalık planı gün gün yapmanızı tavsiye etmem. Bu şekilde yaparsanız plan sizi kasabilir. Unutmayın! Amacımız kesinlikle uygulayacağımız seviyemize hitap eden bir plan olacak.
-          Haftalık planda dengesizlik olabilir. Örneğin Kasım ayının 2.haftası yoğun yazılı döneminizdir, o haftayı daha çok buna ayırmanız gerekebilir.



-          Yaptığınız haftalık plan yıllık planınıza kesinlikle uysun. O hafta kümeler konusu bitecek ve bitmediyse bir sonraki haftanın ilk günü onu bitirin. Önceki hafta bitiremediniz diye sakın konuyu atlamayın.

-          Her haftalık planın bir gününe kendinize ödül koyun. Örneğin bu hafta planımı %100 uygularsam Pazar günü arkadaşlarla sinema veya sizin için çekici gelen başka bir faaliyet gibi. Planınızı aksattınız ve uygulamadınız mı? Bu durumda Pazar günü kendinizi cezalandırabilirsiniz, biraz eğlenip coşacakken ders çalışmak gibi gibi.. J

Haftalık Plan Örneği:

Dersler/Kasım ayı haftaları
1.hafta
2.hafta
3.hafta
4.hafta
Matematik
İlk ünite olan kümeler bitirilecek, çözümlü tüm sorular çözülecek. Falanca yayının ilk ünitesindeki sorular bitecek. Matematik defteri tutulacak.
İkinci ünite ikiye bölünüp ilk kısmı olan bitirilecek, Matematik dosyası oluşturulacak.
İkinci ünitenin ikinci kısmını bitirip falanca soru bankasından o konu ile alakalı tüm testleri çözeceğim.
Üçüncü ünite bitirilecek, çözümlü tüm sorular çözülecek. Falanca yayının ilk üç ünitesindeki sorular bitecek. Matematik defteri tutulacak. Tekrar edilecek. Önceki 3 hafta tekrar edilecek. Her konudan bir test yırtıp zımbalayıp kendime deneme yapacağım. Yapamadıklarımı sorup çözümlerini matematik defterime yazacağım.

Günlük Plan

Haftalık planda yazanları günlere paylaştırıyoruz. İster saat saat bir plan yapıp bölümleyin ister sadece o gün ne yapacağınızı bilin ama saati belli olmasın. Ben ikincisini tavsiye ederim. Saat saat eklendiğinde planladığımız gibi gitmeyen işler programımızı aksatabiliyor ve vicdanen kötü hissettirebiliyor. Örneğin pazartesi akşam 18 yemek, 19 Edebiyat Tanzimat dönemi bitsin yazdınız diyelim. O akşam yemek babamız işten geç geldiğinden 20 de yenebilir, saatleri ertelesek geç uyuruz sonra uyku problemiyle uğraş bir de J Bu sebeple ben saat saat günlük program yapmanızı tavsiye etmem.

Peki nasıl yapacağız?

O gün bitirilecek konuları belirleyin. Örneğin haftalık programda bu hafta matematikten denklemler, üslü sayılar, problemler, olasılık bitecek; Tarihten ilk Türk devletleri, İslam tarihi, Türk-İslam Devletleri bitecek  diyelim. Pazartesi günü günlük plan yaparken ne çalışmak istiyorsanız haftalık plandan seçin 3 ders ve konu. O gün onlar bitsin. Saat 23:30 da uyuyacaksınız ve o saate kadar mutlaka ama mutlaka bitecek bu konular. Örnekle daha iyi anlayabilirsiniz:

Pazartesi
-Türkçeden ilk üç konudan fasikül test yap ve 30 dakikada 50 soru çözmeyi dene.
 -Matematikten ilk üniteyi bitir
-İlk ünite ile ilgili soruları çöz ve matematik defterine yapamadıklarını not al.
-Tarihten bir konu bitir ve 3 test çöz.

<---   Günlük Plan Örneği











Tüm bu programlar birer taslaktır. Sizi en iyi siz tanırsınız. Kendinize özgü çalışma yöntemleri geliştirmeniz başarının anahtarı olacaktır.



Planlı ve Verimli Çalışmak üzerine Psikolojik Danışman Fırat YALÇIN'dan şahsi tavsiyeler:
  • -          Yaptığınız her haftalık plan kağıdınızın altına güzel bir cümle yazabilirsiniz.
  • -          Her planınızda ödüllendirme olsun. Örneğin pazartesi günlük planında konular 23 den önce biterse kalan saatlerde tv izleyeceğim gibisinden.
  • -          Planları uymamak için değil uygulamak için yapın. O plan sizin için olmazsa olmaz. Hiçkimse o planı uygulamanızı engelleyemez.
  • -          Diyelim engelledi, bu engelleyen unsurları o hafta not alın ve diğer hafta onlarla savaşın. Örneğin telefonda whastup’dan arkadaşlarla mesajlaşmak programınızı aksattı diyelim. Diğer haftaya telefondan whatsup’ı kaldırarak başlayabilirsiniz. Yetmedi mi! Sonraki hafta telefonu babamıza teslim ederek başlayabiliriz. Çünkü o plan mutlaka uygulanacak ve hiçbir şey engel olamaz!
  • -          Planı uygulamanız gerek ve arkadaş çevresince hor görülüyorsunuz diyelim. Arkadaş çevresini bırakın! Evet bırakın. Bu sene arkadaş çevreniz sınav olabilir. Unutmayın şu anki arkadaş çevrenizden sadece 1-2 kişi kalacak geriye. Diğerleri ne arayacak ne soracak, unutup, unutulup gidecekler. Kimsenin sizin geleceğinizi engellemesine müsaade etmeyin. Bu plandan taviz vermeden uygularsanız muhtemelen geleceğiniz değişecek! Bu derece önemli bir işin başındasınız.
  • -          Kimsenin bu planda size karışmasına müsaade etmeyin.
  • -          Matematik gibi hiçbir zaman yapamayacağınızı düşündüğünüz derslerle inatlaşın! Siz mi onu, o mu sizi yenecek bakalım! Bu derslere daha sistemli daha yoğun çalışabilirsiniz. Her akşam bir saatiniz mutlaka bu derslerden oluşabilir. Bu derslerden dosya oluşturabilirsiniz. Kırtasiyeye gidin ve içerisinde 20-30 poşet dosya olan klasör alın. O sizin matematik klasörünüz olsun. Yapamadığınız soruları bir bir not edin mesela. Kesinlikle olmayan konuları yazılı bir şekilde not tutarak çalışın ve bu notları bu dosyada saklayın. Her akşam uyumadan önce bir 15 dakika baksanız dahi yetecektir. Sürekli tekrar hep tekrar!


  • -          Tekrar çok önemli. O hafta bitirdiğiniz tüm konuları cumartesi akşam göz ucuyla da olsa tekrar edin. O ay bitirdiğiniz tüm konuları o ayın son haftası göz ucuyla da olsa tekrar edin. Ne kadar sık tekrar yaparsanız o kadar kârdasınız. Hiçbir konuyu ilk çalıştığınızda tam olarak anlayamazsınız. Tekrar şart!
  • -          Çalışma düzeniniz çok önemli. Yatakta uzanarak çalışmayın. Yatak uyumak içindir. Ders çalışırsanız size sık sık uyumayı çağrıştıracaktır. Bu çalışma işi ciddi bir iş. Ciddi işler masa başından yürütülür. Odanızı ve çalışma masanızı dağınık tutmayın ki çekici olsun sizin için. Kendi kendinize deneme yaparsanız masanın üstünü komple boşaltın. Masanızın karşısındaki duvara sizin için çok önemli olan notlarınızı asıp onları çok sık tekrar edebilirsiniz.
  • -          Size önerim, bir ajandanız olsun. Bu ajanda çalışma programı takip ajandası olsun. İlk sayfasına hedefinizi büyük harflerle yazıp mümkünse o üniversite veya şehrin bir fotoğrafını ekleyin. Bu ajanda sizin %100 özeliniz onu günlük gibi kullanın ama günlüğün içeriği tamamen üniversiteyi ve istediğimiz bölümü kazanma odaklı. Çalışma planımız nasıl gidiyor, hangi konularda zorlandınız, çeldiriciler neler ve çeldiriciler sonucunda programınızı aksattığınız o anlarda ne hissettiniz? O üniversite o bölüm sizin için ne ifade ediyor? 10 yıl sonra kendinizi nerede nasıl ne şekilde görüyorsunuz? Lise hayatınız nasıl gidiyor ve üniversitenin nasıl olmasını istiyorsunuz? Prensipleriniz? VB. Bu ajandaya yazmayı zamanla çok seveceksiniz.
  • -          Her dersin kendine özgü çalışma yöntemleri olduğunu unutmayın, gerekirse rehberlik servisinden randevu alıp yardım talep edin.
  • -          Bir sözel bir sayısal çalışmaya özen gösterin.
  • -          Sadece konu çalışmayın. Konu anlatım çalışımı – çözümlü soru çözümü-soru çözümü-tekrar-haftalık tekrar-aylık tekrar hepsini kullanın.


  • -          Matematik ve geometri defteri oluşturup çözemediğiniz soruları buraya not alın. Düşünsenize bir defter var ve sizin çözemediğiniz soru tipleri ve çözümleri, hepsi onun içerisinde.

Psk. Dan. Fırat YALÇIN