10 Nisan 2017 Pazartesi

0 Psikolojik Danışman için TSK mı, MEB mi?







Bu karşılaştırma yorumlarda çok fazla gelmeye başlayınca bir şeyler karalamak tezahür etti. Bu konuda tecrübelerim kadar siz değerli meslektaş veya meslektaş adayı arkadaşımı bilgilendireyim..


Biliyorsunuz kullandığımız tekniklerden bir tanesi de + - (artı eksi) tablosu. Bu yayında da temel olarak bu mantık üzerinden gideceğim.


MEB'de Rehber Öğretmen Olmanın Artıları +


  • Her kademede insanla çalışabilirsiniz. Çocuk, ergen, genç yetişkin.. Üstelik seçim sizin.
  • Kendinize ait çalışma alanı ve özlük haklarınız ayrı bir yönergeyle belirlenmiştir. Hakkınız mı yeniyor? Hemen yönergedeki ilgili maddeyi ilgi göstererek hakkınızı arayın ve %99 hakkınızı alın.
  • Kendinize ait genel anlamda standart bir oda var ve özelleştirebilirsiniz.
  • Belirli bir zamandan sonra işinizi düzene bindirmiş olduğunuzdan evrak yükleriniz eskisi kadar yormaz.
  • Eğlencelidir.
  • Bir çok kişinin hayatına ciddi dokunuşlar yaparsınız ve bunu o an hissedersiniz.
  • Çalışma saatleriniz bellidir, günlük 6 saati geçemez ve bunu müdür mobinge girmeyecek şekilde düzenler.
  • Çok katı kurallar yoktur. Birileri size zıt gitmedikçe yok efendim 3 dk geç kaldı yok 5 dk erken çıktı durumu yaşanmaz. Bu da sizin kasmadan rahat bir ortamda çalışmanız demektir.
  • Orta halli bir maaşınız vardır. Gayet geçindirir, iyi bir tatilde yaptırır.
  • Sendikal eylem kapsamında(neredeyse tüm sendikaların süresiz eylemidir sivil giyinmek) sivil giyinebilir, sakal bıyıkla işe gidebilirsiniz.
  • Şimdilik aklıma bunlar geldi, geldikçe eklerim.. :) 1 sene oldu uzaklaştım MEB'den, özledim doğrusu..
MEB'de Rehber Öğretmen Olmanın Eksileri -


  • Mesleğinize önem verilmez, naparsanız yapın odasında oturan kişisinizdir; "az daha okuyup rehber öğretmen olsaydımcılar" , "rehber öğretmen napıyorki odasında oturuyor ancacılar" , "hocam zaten boşsun benim şu derse bir girermisinciler" ...vs. çok görürsünüz, kendinizi kimseye kanıtlamak zorunda değilsiniz. Herkesin yargıcı vicdanıdır. Ama işte bu bir eksi, çoğu meslektaşımızın bu sebeple meslekten soğuduna şahit oldum.
  • Çalışma saatlerinizi saçma sapan düzenleyen bir müdüre denk gelebilirsiniz. (Bu gözler 08-10 , 12-14 , 15-17 şeklinde saat düzenlenen meslektaşlar gördü, ütopik müdürlerin akılalmaz saat düzenlemelerini okudu, bunlarla uğraş dur işte.. Not: Şahsen kendi müdürüm altın gibidir, o ayrıdır, Allah herkese öyle müdür nasip etsindir.. )
  • Branş öğretmenlerinin tuhaflıkları..
  • Okulda her işin size itelenmeye çalışılması, çoğunluğa göre sizin bir iş sınırınızın olmaması.. Ve bunlara hayır diyemeyen meslektaşlarınız yüzünden sizden de aynı şeylerin beklenmesi.. Siz hayır deyince karşılaştığınız bakışlar, tuhaf davranışlar..
  • Tuhaf velilere denk gelme olasılığınızın düşük olmamasını geçtim hiç veliye denk gelememe olasılığınızın da yüksek olması. Velinin size ısrarla döv benim çocuğumu demesi mesela :D (anlatsam roman olur, uzun tutmamaya çalışıyorum.)
  • Elinde sihirli değneği olan peri gibi görülmeniz ve bunu sağlamayınca yine ilk maddeye dönmemiz.(öğretmen odanıza sinir küpü bir şekilde öğrenciyle gelir ve "hocam ben bu öğrenciyle anlaşamıyorum hadi çöz bunu", veli komşunun doldurmasıyla yanınıza gelir ve "hocam bizim çocuğa program hazırla Türkiye 1.si olsun" vb. Not: Sevgili meslektaşlarım ders programı hazırlamayın lütfen, program hazırlamanın nasıl olduğunu, yöntemlerini öğretin lütfen.)
  • Herkesin sizin 3 aylık yaz tatili yaptığınızı zannetmesi ama aslında 2 ay yaz tatiliniz olması üstüne 2 hafta tercih döneminde çalışmanızdan dolayı bunun 1.5 ay olması, e zaten devlet memuru da 1 ay hani :)
  • Arkadaşlar saysam devam ederde çok uzun tutmamak adına burada bitiriyorum..








TSK'da Psikolojik Danışman Olmanın Artıları


  • Mesleki olarak önemsenirsiniz. İlginçtir burada çoğu kişi bizi doktor olarak görüyor. Yaptığımız iş önemseniyor.
  • Anket ve envanterlerin düzenli ve belirli olmalı. Ne uygulayacağın belli, onu hangi programla raporlayacağın belli. Her şey nizami.
  • Genel olarak milli eğitime göre daha rahat. Şaka yapmıyorum vallahi. Sabah 8 akşam 17-18 çalışırsınız ama en fazla günde 3 saatlik işiniz oluyor(her yer için geçerli olmamakla birlikte bu bir genellemedir..)
  • Hiyerarşik düzenden ötürü ol dediğiniz - kanuna aykırı değilse - oluyor, böyle bir rahatlığınız var. Mesela seminer vermek için öğrenci peşinde koşmuyorsunuz, 9 da hazır bulun dersin emredersin olur. Bu anket uygulamada ve randevu durumlarında da çok iyi bir durum.
  • Herkes kendi işindedir. Öyle MEB'deki gibi azcık formasyon görmüş tiplemeler gelip senin işini yapabileceğini iddaa etmiyor burada. Siz ne derseniz o, işi bilen kişiden gelen bilgi olarak görülüyor ve saygı duyuluyor. Kimse size işinizi öğretmekle kalkışmıyor dahi.
  • Olanakları oldukça iyi. Tatil, lojman, orduevleri vs.
  • Maaşı milli eğitime göre başlangıçta (şu anki verilere göre..) 200-800 TL arası daha fazla. Bu nerede başladığınıza bağlı. Örneğin doğudaysanız ve heleki sınırda bir jandarmadaysanız maaşınız başlangıçta MEB'dekin %110 fazlası olabiliyor..
  • Başlangıcı geçecek olursak yani kalıcı bir durumda maaşı 4500-7000 arasını buluyor. Albay olarak emekli olursanız bu maaş 10binlere yaklaşıyor. Emekli maaşınızda oldukça yüksek oluyor, OYAK falan onları saymayayım hani :)
  • Toplumsal saygınlık fazla.
  • Sizinle birlikte tüm aileniz askeri olanaklardan faydalanabiliyor.
  • Mesleki olarak tek yaptığınız iş "psikolojik danışma",, çok nadir rehberlik boyutuna giriyoruz. Bireysel görüşmelerde çeşitli vakalarla tecrübeleniyorsunuz. OKB, paranoid, madde bağımlısı, intihar düşüncesi danışmaları.. gerçek manada üst düzeyde kendi kuramsal yaklaşımlarınızı uygulama imkanınız mevcut.
  • Evraklarla uğraşmazsınız. Bunun için ayrı bir RDM astsubayı olur.
  • Size özel odanız olur ama donanım olarak yönergesinde neyse odur ve oldukça iyidir, akvaryumunuza kadar olur.
  • Size özel yönergeniz vardır. Bu yönergeye göre nöbet tutmazsınız ve ikiz iş verilemez. Özlük ve çalışma kapsamınız belirlenmiştir.
  • Hatta anket istatistiğiyle de siz uğraşmazsınız ayrı bir istatistikçi çalışır.
  • Çok çekici geldiyse -'lere geçelim ;)
TSK'da Psikolojik Danışman Olmanın Eksileri


  • Stresli bir ortamda çalışırsınız. Ciddi manada streslidir. 3dk gecikirseniz en iyi anlaştığınız komutanınızdan dahi ceza yiyebilirsiniz, kurallar çok katı.
  • Hiyerarşik düzenin +'sından çok -'si var diyebiliriz.
  • Sorumluluğunuz çoktur. Attığınız her imza büyük önem taşır. Rütbe atladıkça artarak devam eder.(görüştüğüm bir askerimin aynı akşam kendisini kestiği oldu ve sonraki aşamalar...)
  • Belirli bir süre sonra askerlikten kaytarmak için yalan söyleyen erlerden gına gelebilir. Bu kişiler sizi zamanla Sharlock Holmes yapar..
  • Askere alımda herhangi bir eleme kriteri yok, karşınıza her an herkes gelebilir. Hırsızı, bıçakçıcı, üst düzey bonzaicisi... Meslek lisesinde çalıştığınıza yatar kalkar şükredersiniz o derece.
  • Çalışma saatiniz Meb'e göre fazladır.
  • Çalışma saatiniz belirlenmiş gibi görünse de esas olarak 7/24 çalışırsınız. Çağrıldığınızda geleceksiniz..Hafta sonu mesaileri olabilir.
  • MEB'deki gibi yönergemde madde var banane mobing bu vs diyemeyebilirsiniz. Burası askeriye :) [-kardeşim yönergede nöbet tutulamaz diyor sen neden tutuyorsun? *Komutan tut dediği için..]
  • Yıllık tatiliniz 657 neyse odur ama öyle istediğiniz zaman da kullanamazsınız .genelde aralık ocak falan kullanıyorlar. Rütbe atladıkça yaza yaklaşıyor :)
  • Her sabah o sakal traş şart. Hatta sinekkaydı olmalı. Bu basit görünse de zamanla işkence gibi geliyor.
  • İzinsiz bulunduğunuz ilin ilçesine bile gidemiyorsunuz. Dediğim gibi kasıntı bir ortam var, MEB'deki gibi değil.
  • Doğu görevin 3 kez oluyor ve yaklaşık 10-15 senen doğuda geçebiliyor. Atama şartları MEB'dekine göre ciddi manada iyi değil.
  • Öğrenci ortamı sizin için zevkliyse TSK'da ciddi manada sıkılırsınız.
  • Bu listede uzadı gitti. Burada bırakıyorum..
Durum böyle. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım, umarım faydası olur.


Yukarıdaki bilgiler %100 doğru bilgiler olmayıp çoğunlukla şahsi fikrimi içermektedir ve katılmama özgürlüğünüz hatta bunu yorum olarak belirtme ayrıcalığınız dahi vardır. Herkes aynı işi yapıyor gibi görünse de farklı çıkarımlarda bulunabilir ve yukarıdakiler benim gözlem ve çıkarımımdır.


Bana sorarsanız ben MEB derim. Neden diyecek olursanız her şeyden evvel öğrencilerimle olan ilişkilerim, onların "hocaaam" diye o odaya girmesi dahi benim için belirleyici olmaya yeterlidir. Kasıntı ortamlara gelememem, maaşımdan çok da yükseğini çok gerekli görmemem-maddi olarak doygunluk-, kişilere bir şeyler bozulmamışken müdahale edebilmek-önleyici rehberlik bence en önemlisi-, ne bileyim okul ortamı falan.. Belki bir gün RAM'a geçer bir de orayı deneyimlerim ama TSK benim için zorunluluk ve geçici. TSK'da en sevdiğim şey ise vatan-millet-Sakarya'yı en derinden hissetmek oldu. Allah Türk Silahlı Kuvvetlerimize zeval vermesin, fakat mesleki olarak şu gözlemlerime göre MEB diyorum :)


Ayrıca Samsun'da acemilik dönemindeyken( Tüm 364.Dönem'e selam olsun) komutan kimler kalmayı düşünüyor dediğinde özellikle psikolog arkadaşlar olmak üzere bayağı parmak kalktı ki komutan dahi şaşırdı. Herkesin gerçek manada sevdiği işi yapması dileklerimle.




AYRICA BAKINIZ: http://www.firatyalcin.com/2016/10/psikolojik-dansman-ve-askerligi.html








19 Mart 2017 Pazar

0 Keylogger'dan Korunmanın Kesin Yöntemi: Keyscrambler


Uzun süredir yayın yapmıyordum blog gün geçtikçe eskiyor açıkçası :) Ama arada bir şeyler karalıyorum diye kapatma gereği de duymuyorum.

Bu yayında sizlere keyloggerdan korunmanın kesin yöntemini anlatmak istiyorum.

Keylogger Nedir?

Keylogger İngilizcesinden de anlaşılacağı üzere bir "tuş kaydedici"dir. Yani bu yazılım bilgisayarınızda olursa, uzaktaki bir bilgisayara sizin klavyenizden bastığınız tuşları gönderebilir.

Keylogger bir virüstür. İki şekilde çalışabilir, ya sizin bastığınız tuşları sizin bilgisayarınızda bir yerlere depolar ve keylogger'ı yerleştiren "hırsız" kişi gelir o dosyayı alır gider ya da bu kişi bu kayıtları bir mail adresine gönderttirebilir.

Keylogger ile facebook şifrenizden tutun kredi kartı numaralarınıza kadar tüm veriler çalınabilir.

Bilgisayarınızda keylogger olduğunu anlamanız için programlar mevcut bunları Google hazretlerine sorarak bulabilirsiniz fakat ben bu yazıda daha çok keylogger bulaşmamış kişilerin sistemlerini korumasını anlatıyorum.

Keylogger Nasıl Bulaşır?

Keylogger bir çok yolla bulaşabilir:
  • Açtığınız bir mail sonucu bilgisayarınıza arka planda inip kurulabilir, ruhunuz duymaz :)
  • Takılan bir flash bellek veya CD sonucu bulaşabilir.
  • İndirilen bir programın kurulması esnasında bulaşabilir.
  • Sağlıklı ve güvenli olmayan sitelerden indirilen oyun-film-program vb. bulaşabilir.
  • Özellikle henüz yayınlanmamış oyun veya programları bir sitede "full sürüm" adı altında görüyorsanız genelde içerisinde trojan-keylogger vardır.
Keylogger Bulaştıran Kişinin Amacı Ne?

En basit deyimiyle şifrelerinizi çalmak. Facebook şifrenizin en kolay çalınma şekli ve en yaygını budur mesela. Bunun haricinde kredi kartı bilgilerinizi ele geçirme, güvenlik sorularının cevaplarını ele geçirme gibi amaçlar taşıyabilir.


Keyloggerdan Kesin Korunma Yöntemi Nedir?

İster avast ister norton ister kaspersky ile korunun hiçbir antivirüs programının anlayamayacağı keyloggerlar vardır ve çıkacaktır. Çünkü bu bir program sonuçta.. Değişik bir versiyonunu birisi şu an bile yazabilir.

Peki şu durumda nasıl korunabiliriz?...

Keylogger neydi, keylogger emekti .. :D ... Şaka bir yana keylogger sonuçta sizin klavyeye bastığınız tuşları kaydetmiyor mu? O halde klavyeye basmazsanız bilgileriniz çalınmaz.. O nasıl olacak derseniz,



Ekran Klavyesi ile Korunma!

Ekran klavyesini başlatmak için arama kısmına ekran klavyesi yazıp enter'a basmanız yeterli. Banka bilgilerinizi girerken, facebook veya twitter'a şifrelerinizi girerken ekran klavyesini açın ve maus ile klavyedeki tuşlara tıklama yoluyla bilgilerinizi girin.



KeyScambler Programı ile Korunma!

Aslında asıl amacım bu programdan bahsetmekti. Bu program siz klavyede hangi tuşa basarsanız basın, bu tuşları otomatik olarak değiştiriyor. Sağ alt simgesinde sürekli bunu size göstermesi de bir iç huzur sağlıyor.

Örneğin  "a" harfine bastığınızda program bunu arka plana "r" olarak okutuyor tekrar "a" bastığınızda "3" olarak okutuyor. Sürekli değiştiriyor. Bence bu bu yöntem %100 sonuç demektir. Siz şifrenizi "12345" olarak girerken eğer keylogger varsa bu program sayesinde bunu şifrenizi "3897a" gibi görecektir ve keyloggerı size bulaştıran kişi(ler) amaçlarına ulaşamayacaklardır.

Programı indirmek için:

-KeyScambler Full İndir


İlgili siteden full ve bedava olarak indirebilirsiniz, indirdikten sonra programın kurulumu şu şekilde:

1- KeyScramblerPro_Setup.exe çift tıklayın, sürekli next tıklayarak programın kurulmasını sağlayın.

2- Sonrasında programı açın sizden şu resimdeki gibi mail ve şifre isteyecek:




Burada email adres ve product key kısmına yazacağınız içerik indirdiğiniz Seri Numarası.txt içerisinde yazılı, olduğu gibi giriyorsunuz ve sonra şöyle oluyor:




Tamam dedikten sonra programınız tam sürüm olacak, güncellemediğiniz sürece-ki güncellemeye ne hacet- bu şekilde kullanabilirsiniz.

Programı açtığınızda program bilgisayarınızın sağ alt kısmında simge halinde görülür. Buradaki simge yeşil ise program aktif demektir. Klavyeye bastıkça çıkarttığı harfleri yine orada görebilirsiniz.

Bu sayede en yaygın şifre çalma yöntemi olan keylogger virüsünden kurtulmuş olacaksınız. Bilgisayarınızda keylogger olsa bile artık bir işlevi olmayacaktır.



7 Ekim 2016 Cuma

99 Psikolojik Danışman ve Askerliği

Erkek meslektaşlarımın en büyük takıntılarından birisi olan askerliğe biraz değinmek istiyorum.

Psikolojik danışman erkek kişisi ortalama 22-23 yaşlarında mezun olduktan sonra eğer aynı yıl aranmışsa 24-25 yaşlarında askerlik tecil süresi biter, yani artık askere gitmesi zorunludur.

Tecilin devam etmesi için yüksek lisans şarttır.. Başka bir lisans programı maalesef tecili ertelemez. Yüksek lisans bitirmiş birisi ise doktora yaparak tecili uzatabilir, yani hep bir üst program gereklidir tecili uzatmak için.

Konumuza dönecek olursak, vatan sana canım feda denilerek, askerlik şubesine gidilir ve ne zaman tecili bozacaksanız danışılır, bilgi alınan tarihte gelinir tecil bozulur.

4 celp dönemi vardır, Şubat, mayıs, ağustos ve kasım celpleri. Ağustos celbine gitmek isterseniz genelde mayısın son haftası tecil bozmanız gerekir. Genel bir görüşe göre ağustos celbinde askerlik çok fazla oradan yedek subay olarak çıkar.

Şimdi biraz ona değinmek lazım. Askerlik iki şekilde çıkabilir. Ya uzun dönem yedek subay ya da kısa dönem bildiğiniz er.

Yedek subaylıkta 4 sınıf var, Jandarma, Kara, Hava, Deniz. Ne çıkacağı bahtınıza. Bunlar değiştirilemez.


Acemiliğiniz yedek subaysanız samsun sahra sıhhiyede geçiyor. Orada 1 ay 1 haftadan sonra kıt'a birliklerine dağıtım gerçekleşiyor. Samsundaki acemilikte bir askeri bir mesleki iki sınav olup bunların ortalamasına göre sıralama çıkartılıyor. Sonra yüzde on gideceği yeri kendisi seçerken kalanlar sırasına göre kurayla asıl birliklerine hizmet etmek üzere dağılıyorlar.

Uzun dönem yedek subay(subayın olmadığı yerde subay yetkilidir) olarak giderseniz askeriyede rütbeli olarak psikolojik danışmanlık yaparsınız. 11 ay sürer. Rütbeniz subay sınıfının başlangıcı olan asteğmendir. son 3 ay kala teğmen rütbesine yükselirsiniz. Maaş alırsınız ve milli eğitimdekinden fazladır. 8-17 çalışır hafta sonu tatilinizi yapar, 17den sonra sivil bir şekilde istediğiniz gibi takılabilirsiniz. tabi bir subaya yakışacak şekilde ;)

Kısa dönemde 5 ay yaparsınız(izini 6 aydan düşün hani), bildiğimiz er olursunuz, anlatmaya gerek görmüyorum.



Şahsen kısa dönemde olsa 5 ay er'liktense 11 ay rütbeli psikolojik danışmanlığı tercih ederim, nitekim şükür öyle de oldu, peki neden?

1- Her şeyden evvel kendi mesleğinizi icra ediyorsunuz ve psikolojik danışman olarak bayağı bir meslek kazanımı elde ediyorsunuz.

2- Maaşlı çalıştığınızdan ekonomik olarak katkısı çok.

3- Rütbelisiniz ve bu askeriyede önemli bir durum.

4- Genelde rahat bir çalışma ortamı var. Zira TSK'da işimiz çok daha oturmuş ve sistemli yürüyor.

TSK'nın mesleğimize yani psikolojik danışmana ciddi manada ihtiyacı var. Tabi MEB'inde var ama birbirinden farklı durumlar.. ne demek istediğimi biraz da icraa edince anlayacaksınız.

Kısacası mesleğinizden zevk alıyorsanız genel olarak askerliğinizden de zevk alacaksınız. Vatana hizmet birincil amacımız olmak üzere mesleki bilgimizi işlememiz oldukça faydalı olacaktır.




AYRICA BAKINIZ: http://www.firatyalcin.com/2017/04/psikolojik-danisman-icin-tsk-mi-meb-mi.html








25 Temmuz 2016 Pazartesi

2 Üniversite Tercihi Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz?



Baktım son yayının üzerinden neredeyse 1 yıl geçmiş, yeni bir yayın ele alma zamanı dedim. :)

Tercih döneminden tercih dönemine yazar olduk ama mesleğe başlayınca "PDR enerji"min çoğunu öğrencilerime/danışanlarıma harcamaya başladım. Bu sebeple burası aksadı haliyle. Twitter'dan veya facebookdan iletişme geçenlere elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım.

Tercih dönemi: 29 - 2 ağustos arası olacak.
Kaç adet tercih yapabileceksiniz: 24 adet tercih yapabileceksiniz.

Yazacağınız bölümler belli değilse Rehber Öğretmenlere Koşuyoruz... :) 

Öncelikle umarım yazacağınız bölümleri artık bu günlere bırakmamışsınızdır. Eğer bıraktıysanız en yakın rehber öğretmenle yüzyüze görüşmeniz gerekiyor.

Yazıyorsun tamam da sen gerçekten o bölümü istiyor musun?


Bunun haricinde tercih yaparken en çok dikkat edeceğiniz unsur "ben bu bölümü gerçekten istiyor muyum?" olmalı. Gerçekten istemiyorum ama başka bir şeyde gelmiyor ve bir daha hazırlanmak  istemiyorum hocam diyorsanız hayatınızdaki büyük yanlışlardan birisini yapıyorsunuz. Zira 23-25 yaşına geldiğinizde ve o işe her sabah söylenerek gittiğinizde keşke bir sene daha hazırlansaymışım ne varmış diyeceksiniz. Belki de şu an kayıtsız olmanıza rağmen mesleği gördükte seveceksiniz, ama ilk ihtimal genelde daha yüksek oluyor.

Bu sebeple durumunuz el veriyorsa istemediğiniz bölüme gitmektense tekrar hazırlanın.

Önce bölüm sonra üniversite...


Her zaman önce bölüm sonra üniversite tercih edilmesinden yanayım. Örneğin hukuk ve pdr ye karar verdiniz diyelim. Bundan sonraki aşama kararsız kalınan bu mesleklerden hangisi sizin için daha öncelikli. Neye göre ve neden? Örneğin benim için saygınlık önemli ve hakimlik-savcılık için hukuk bu yüzden öncelikli diyebilirsiniz veya benim için daha az yoğun mesai saatleri ve yardım dolu bir meslek daha iyi olur derseniz pdr öne çıkar. Yani bu aşamada meslekler arasındaki ayrımı bilmelisiniz, bilmiyorsanız araştırmalısınız.

Yazacağınız bölümü ince detaylarına kadar araştırın!

Araştırma demişken. En iyi araştırma yöntemi o mesleği uygulayanlarla bizzat görüşmenizdir. Bu aşamada internette forumlar çok ciddiye almayın derim. İnsanlar o ortamlarda kurnazlık yapıp başkası yazmasın diye kendi istediği bölümü kötüleyip milleti soğutabiliyor, var vallahi böyleleri :)

Eğer yüzyüze görüşme imkanınız yoksa facebook'dan bu meslek elemanlarına rahatça ulaşıp danışabilirsiniz. Zamanında pdr'yi marmaradaki son sınıf bir öğrenciye sormuştum yazmadan önce ve çok yardımcı olmuştu sağolsun. İşte bu en iyi araştırma yöntemlerinden biri. 1. kaynaktan direkt bilgi.

Diğer araştırma yolları da işkurun websitesi, rehber öğretmenler, universitetercihleri.com gibi siteler.

Etkili tercih listesi:


Yukarıdaki örnek üzerinden gidelim. Sonuç olarak hukuk size daha yakın geldi diyelim ama sadece iyi üniversiteleri yazmak istiyorsunuz, pdr de ise iyiler başta olmak üzere fark etmiyor diyelim.

24 tercihi şu aşamada ya 6'ya ya 4'e bölmenizi öneririm. 6/6/6/6 diye ayıracak olursak ilk 6 ya en yüksek hukukları yüksek olandan düşük olana(ilk 3-4 gelmesi imkansız yerler olabilir mesela çekinmeyin yazın, aklınızda kalacağına kağıtta kalsın), sonraki 6 ya 1-2 hukuktan da sonra en yüksek pdr den en düşük pdr'ye sıralama yapabilirsiniz ama bu mantığı mesela 8 tercih yapacaksanız 4/4 kullanabilirsiniz. ilk 4 en yüksek hukuk sonraki 4 en yüksek pdr ler. işte bu aşamada böyle düz mantık gitmek zorunda değilsiniz, nasıl mı?

Mesela o ilk 4 hukukda 4. sıradaki hukuku çok istemeyebilirsiniz veya en yüksek pdr ondan bir tık önde olabilir sizin için. Böyle bir durumda ölü tercihe kaçabilir ama 3. sıraya o en yüksek puanlı pdr'yi yazmanızı tavsiye ederim. bu 3. veya 2. olur o kısmı sizin tercihiniz.

Daha detaylandırabilirim ama anlayan arkadaşlarımız idrak etti bence şu an. Anlamayan arkadaşlarımız yorum kısmında danışabilirler. Gerçi askere gidiyoruz ama elimizden geldiğince artık ;)

Biraz ondan biraz ondan...

Tercih listesi başarı sıralaması en düşükten(0'a en yakın), en yükseğe doğru giderken aynı zamanda en istenilenden en istenilmeyene doğru olmalıdır. Normalde bunlardan birisini seçmeniz söylenir ama hayır, yukarıdaki örnekte de belirttiğim gibi mantıklı bir şekilde biraz ondan biraz ondan yaparsanız en güzeli olacaktır.

Tercihlere herkesi karıştırmayın..

Tercih yaparken işin profesyonellerinden bilgi alın sadece. Bu işe herkes karışır ama unutmayın bu işi sadece rehber öğretmeninizle yapmalısınız. İnsanlar en ufak fikirleri bile olmadıkları bölüm hakkında rahatça atıp tutabiliyor çünkü.

Tercih robotlarından faydalanın..




Ayrıca son kararı veren mutlaka siz olun, pişman olsanız bile karar sizin kararınız olmuş olur.

Hepinize başarılı ve ölü tercihsiz geçen bir tercih dönemi diliyorum, kalın sağlıcakla.


15 Temmuz 2015 Çarşamba

5 Atanması Kolay Olduğu için Değil İdealiniz ise PDR'yi seçin!



Şu sıralar tercih dönemi. Öğrencilerden duyduğum nihai soru: "Hocam PDR yi tercih edeceğim ama ataması olur mu?" Evet PDR yıllardır ataması kolay olan yüksek puanlı(halk dilinde hukukla aynı puan olması yönünde kıyaslanan) olması yönüyle bilinen bir bölüm. Bölümü hiç bilmeyen birisi bile şunu mutlaka biliyor, pdr mi onu seç direk atanırsın.

Şunu söylemem gerek ki bu bölüme araması kolay olduğu için gelmeyin. Afedersiniz ama sonra yatan rehber öğretmen kavramı çıkıyor. Mesleğin sadece bu yönü için gelen birey çalışma hayatında da etkin olmayınca meslek kötüye çıkıyor. Pdr ya da başka bir meslek fark etmez, sevmiyorsanız, idealiniz değilse tercih etmeyin arkadaşlar. Evet hepimiz geçinme kaygısını maalesef henüz 17-18 yaşlarında yaşamaya başlıyoruz ama emin olun sevdiğiniz mesleğe giderseniz para bir şekilde gelir. Amacınız para olmasın, sevdiğiniz mesleği icra etmek olsun, para otomatik olarak gelecektir.



Örneğin ataması olmayan kimya öğretmenliğini düşünelim. Bu bölümde kpss den full'e yakın yapsanız dahi atanamayacaksınıuz ama diyelim ki kimya ve öğretmenlik mesleği sizin idealiniz. Birincisi siz bu bölümü severek okur, üniversitede derslere severek gidersiniz, zevkli bir seminere gider gibi. Hiç aksatmadan muhtemelen dereceyle bitirdiğiniz bu bölümden çıktıktan sonra atanamaz muhtemelen özel sektör de özellikle başlangıçta zor şartlarda çalışırsınız. Fakat şartlar ne kadar zor olursa olsun idealinizdeki meslekte olduğunuz için çok fazla zorlanmazsınız. Ve siz bu mesleği çokiyi icra edeceğiniz için muhtemelen 3-5 yıla adınız çıkar falanca kimya hocası var bu alanda bir numara. Sonra ünlü dershane veya okullardan hatrı sayılır ücretle iş teklifi alır hatrı sayılır saatlik fiyatlarla sevdiğiniz bu alanda çalışmaya devam edersiniz.

Biraz uzatmış olabilirim ama sevdiğiniz mesleği tercih edin, para zaten sizi takip edecektir. PDR içinde bu geçerli. Sevmiyor ve kendinize uygun bulmuyorsanız sırf ataması var diye tercih etmeyin. Ki canım ülkemde bu atama durumları hakkında her an her şey olabiliyor.



 

19 Şubat 2015 Perşembe

0 Cinsel Kimlikle İlgili Olumlu Benlik Geliştirme Rehberlik Etkinliği



Özgecan cinayetinin özünün incelenmesi ve bence özünde eğitimsizlik yattığını şu yazımda belirtmiştim:

 -----   Özgecan Cinayetinin Altında Yatan Sebep Ne? 

Peki biz psikolojik danışmanlar olarak eğitimciler olarak neler yapabiliriz?

Derken çok güzel ve bu yönde gelecek nesillere katkıda bulunabileceğimiz bir etkinliğe rastladım. Gerçekten direktiflerine uygun bir şekilde uygularsanız bu konuda vicdanınızı rahatlatabilir, gelecek nesiller adına bir şeyleri önlemiş olabilirsiniz.

Etkinlik cinsel kimlik geliştirme ve cinsiyet rollerinin farkındalığını kazanmaya yönelik. Ergenlik döneminde gelişen cinsel kimlik algıları kişinin yetişkinliğe geçişini birebir etkiler ve hayatı boyunca etkisini devam ettirir. Bu bakımdan ergenlik döneminde gençlerin olumlu benlik algısı geliştirmeleri son derece önem arz etmektedir.

Etkinliği indirmek için buraya tıklamanız yeterli.

Etkinliği görüntülemek için buraya tıklamanız yeterli.

Okul psikolojik danışmanının bunu tüm okula uygulaması zor olabilir. Ama özellikle 9.Sınıflara ve 10.Sınıflara bizzat psikolojik danışmanın uygulaması kanaatindeyim. Zira tam olarak bu dönemlerde cinsel kimlik karmaşası ve olumsuz benlik algıları çokça görülüyor.

Bu etkinlikleri alan dışı veya bir şekilde atanmış psikolojik danışman gibi görünen felsefe grubu öğretmenlerinin kesinlikle uygulamaması gerekiyor. Bu etkinlik için PDR mezunu bir uzmandan veya RAM'dan yardım almanız öğrencilerin kimlik gelişimi açısından faydalı olacaktır. Bu dönemde bilinçsizce söylenen bir cümle dahi onları depresyona sokabilir, alt üst edebilir.

Etkili olması dileklerimle...




18 Şubat 2015 Çarşamba

1 Özgecan Cinayetinin Altında Yatan Sebep Ne?


Biliyorsunuz ve unutmayacağız ki bu ülkede 20 yaşında Psikoloji bölümü 1. sınıf öğrencisi olan Özgecan, vahşi bir şekilde öldürüldü. Bu olay beni günlerdir etkiliyor, üzüyor ve bir yandan da bir eğitimci olarak düşündürüyor.

Genel olarak toplumsal tepkimiz suçu işleyenlere yönelik idam cezasının geri getirilmesi oldu. Ben bu fikre katılmıyorum. İdamın bu vb. olaylar üzerinde çözüme yönelik bir etkisi olmaz. Şiddet şiddeti doğrur. Katil zanlısı büyüyene kadar babasından her gün dayak yemiş. Artık milletçe dayak ile ilerleyemeyeceğimizi anlamamız gerekiyor. İdam bizi geriye götürecektir, tek katkısı milletçe şu an katillere yönelik bir süreliğine öfkemizin yatışması olacaktır.

Peki ne yapılabilir? Siyaseti sevmeyen birisi olarak doğruya doğru diyen bir yapım vardır. Kim olursa olsun fark etmez. Siyasilerden Bahçeli'nin yaptığı açıklama bu konuda benim fikirlerimi yansıtıyor, olayın köküne bakmak lazım. Bu olayın özündeki sorun ne? Tek kelime ile: Eğitim.

Özellikle bu vb. olaylar için söylüyorum, okullarda psikolojik danışma hizmetlerinin uzmanlaşması ve ilerlemesi şart! Katil zanlısı sonuçta ortaokula liseye gitti mi gitti. Bu adam her gün babasından dayak yiyen, fiziksel istismarın doruklarını her saat yaşayan bir bireymiş. Bu insanı rehber öğretmen veya sınıf rehber öğretmeni veya idaresi her neyse.. fark edip sosyal hizmetlere yönlendirse inanın ailenin elinden alınır daha uygun şartlarda yetiştirilirdi. Ve belkide bu canice cinayet hiç yaşanmamış olurdu.

Eğitimsizlik bir zincirleme olaydır. Bu konuda biz psikolojik danışmanlara ve öğretmenlere bir hayli iş düşüyor. Her öğrenci akademik olarak başarılı olmak zorunda değil ama topluma kazandırılmak zorunda. Bugün boşverdiğimiz çocuklar yarın bir gün bu şekilde azılı katiller olarak karşımıza çıkacaklar. Veya çocuk yapacak onu her gün dövecek ve azılı bir katil ortaya çıkartacak. Ben olayın özünün eğitim sisteminde okul rehberlik servislerinin geliştirilmesi ve öğretmenlerin topluma faydalı bireyler yetiştirmek adına bir öğrenciyi dahi es geçmemelerinde görüyorum.

3 Aralık 2014 Çarşamba

3 Verimli Ders Çalışma Programı Nasıl Hazırlanır?

Bu yayınımızda sizlerle ders çalışma planı nasıl yapılır üzerine konuşacağız. Özenle adım adım okuyalım ve bir an önce işe koyulalım.

Üç tür çalışma programı vardır. Aylık(yani yıllık)-Haftalık ve günlük çalışma planları.

  
Aylık Plan

Hangi derslerden sorumlusunuz? Matematik-Türkçe-fizik-kimya-biyoloji-edebiyat…. Sorumlu olduğunuz derslerin konularını aylara paylaştırmanız aylık plan oluyor.  Yapmanız gerekenler;
-          Sorumlu olduğunuz ders kitaplarının içindekiler kısmını açın. Konulara şöyle bir genel bakış atın.
-          Üniteleri sınava yetişecek şekilde aylara dağıtın.

-         Örnek AYLIK Plan.

Dersler/Aylar
Kasım
Aralık
Ocak
Şubat
Türkçe
İlk 3 ünite bitecek, anlatım__yayınları soru bankasından ilgili konuların sorularını çözeceğim, toplamda 800 soru çözeceğim
İlk üç üniteden sonraki 4 ünite bitecek. Geçen ay tekrar edilecek. 1 edebi kitap okunup bitirilecek.
Geriye kalan son 4 ünite bitecek, tüm konular tekrar edilecek, 4 fasikül deneme çözeceğim. En az 1000 soru çözülecek
En çok yanlışım çıkan 3 konuyu detaylıca çalışacağım. 8 fasikül deneme çözeceğim.
Matematik
Toplamda 16 konu 4 ay var. Her ay 4 ünite bitireceğim. Bu ay ilk 4 ünite bitecek. Matematik dosyası ve defteri oluşturacağım. Konulardan en az 500 soru çözmüş olacağım.Her konudan Esen yayınları rehber soruları ve sonraki ilk üç testi bitireceğim.
5-6-7 ve 8. Ünite bitecek. Geçmiş ay tekrar edilecek ve abcx yayınları soru bankasından ilk 8 ünite bitecek. Yapamadıklarımı hocalara sorup çözümlerini matematik defterine yazacağım.
9-10-11 ve 12. Ünite bitirilecek. Takip ettiğim tüm yayınlardan ilgili yere kadar olan kısımları bitireceğim. 4 Fasikül deneme çözeceğim.
Son 4 ünite bitecek. Buraya kadar olan konulardan beni en çok zorlayan konular hakkında bilen-yapan arkadaşlarımdan yardım alacağım. 4 Fasikül bitireceğim. Her konudan ikişer test koparıp kendime matematik denemesi yapacağım. Toplamda en az 1000 soru çözeceğim. Matematik defteri ve dosyası tekrar edilecek.

Dikkat edilmesi gerekenler:
  • -          Herhangi bir aya çok yüklenmeyin, gerçekten bitirebileceğiniz kadar konuyu paylaştırın.
  • -          İyi bildiğiniz konuları çok uzatmayacak şekilde yayın. Örneğin kümeleri çok iyi biliyorsanız bunu 1 hafta çalışmanın manası yok.
  • -          Tüm dersleri dengeli dağıttığınıza emin olun.


Haftalık Plan

Yaptığımız aylık plan, yapacağımız tüm planların müdürü. Haftalık planı da aylık plana göre oluşturacağız. Haftalık plan her aya verdiğimiz konunun 4 haftaya bölünmüş halidir. Ay başlarında ya da önceki ayın son haftasında-son günlerinde planlanır.

-          Haftalık planı gün gün yapmanızı tavsiye etmem. Bu şekilde yaparsanız plan sizi kasabilir. Unutmayın! Amacımız kesinlikle uygulayacağımız seviyemize hitap eden bir plan olacak.
-          Haftalık planda dengesizlik olabilir. Örneğin Kasım ayının 2.haftası yoğun yazılı döneminizdir, o haftayı daha çok buna ayırmanız gerekebilir.

-          Yaptığınız haftalık plan yıllık planınıza kesinlikle uysun. O hafta kümeler konusu bitecek ve bitmediyse bir sonraki haftanın ilk günü onu bitirin. Önceki hafta bitiremediniz diye sakın konuyu atlamayın.

-          Her haftalık planın bir gününe kendinize ödül koyun. Örneğin bu hafta planımı %100 uygularsam Pazar günü arkadaşlarla sinema veya sizin için çekici gelen başka bir faaliyet gibi. Planınızı aksattınız ve uygulamadınız mı? Bu durumda Pazar günü kendinizi cezalandırabilirsiniz, biraz eğlenip coşacakken ders çalışmak gibi gibi.. J

Haftalık Plan Örneği:

Dersler/Kasım ayı haftaları
1.hafta
2.hafta
3.hafta
4.hafta
Matematik
İlk ünite olan kümeler bitirilecek, çözümlü tüm sorular çözülecek. Falanca yayının ilk ünitesindeki sorular bitecek. Matematik defteri tutulacak.
İkinci ünite ikiye bölünüp ilk kısmı olan bitirilecek, Matematik dosyası oluşturulacak.
İkinci ünitenin ikinci kısmını bitirip falanca soru bankasından o konu ile alakalı tüm testleri çözeceğim.
Üçüncü ünite bitirilecek, çözümlü tüm sorular çözülecek. Falanca yayının ilk üç ünitesindeki sorular bitecek. Matematik defteri tutulacak. Tekrar edilecek. Önceki 3 hafta tekrar edilecek. Her konudan bir test yırtıp zımbalayıp kendime deneme yapacağım. Yapamadıklarımı sorup çözümlerini matematik defterime yazacağım.

Günlük Plan

Haftalık planda yazanları günlere paylaştırıyoruz. İster saat saat bir plan yapıp bölümleyin ister sadece o gün ne yapacağınızı bilin ama saati belli olmasın. Ben ikincisini tavsiye ederim. Saat saat eklendiğinde planladığımız gibi gitmeyen işler programımızı aksatabiliyor ve vicdanen kötü hissettirebiliyor. Örneğin pazartesi akşam 18 yemek, 19 Edebiyat Tanzimat dönemi bitsin yazdınız diyelim. O akşam yemek babamız işten geç geldiğinden 20 de yenebilir, saatleri ertelesek geç uyuruz sonra uyku problemiyle uğraş bir de J Bu sebeple ben saat saat günlük program yapmanızı tavsiye etmem.

Peki nasıl yapacağız?

O gün bitirilecek konuları belirleyin. Örneğin haftalık programda bu hafta matematikten denklemler, üslü sayılar, problemler, olasılık bitecek; Tarihten ilk Türk devletleri, İslam tarihi, Türk-İslam Devletleri bitecek  diyelim. Pazartesi günü günlük plan yaparken ne çalışmak istiyorsanız haftalık plandan seçin 3 ders ve konu. O gün onlar bitsin. Saat 23:30 da uyuyacaksınız ve o saate kadar mutlaka ama mutlaka bitecek bu konular. Örnekle daha iyi anlayabilirsiniz:

Pazartesi
-Türkçeden ilk üç konudan fasikül test yap ve 30 dakikada 50 soru çözmeyi dene.
 -Matematikten ilk üniteyi bitir
-İlk ünite ile ilgili soruları çöz ve matematik defterine yapamadıklarını not al.
-Tarihten bir konu bitir ve 3 test çöz.

<---   Günlük Plan Örneği











Tüm bu programlar birer taslaktır. Sizi en iyi siz tanırsınız. Kendinize özgü çalışma yöntemleri geliştirmeniz başarının anahtarı olacaktır.



Planlı ve Verimli Çalışmak üzerine Psikolojik Danışman Fırat YALÇIN'dan şahsi tavsiyeler:
  • -          Yaptığınız her haftalık plan kağıdınızın altına güzel bir cümle yazabilirsiniz.
  • -          Her planınızda ödüllendirme olsun. Örneğin pazartesi günlük planında konular 23 den önce biterse kalan saatlerde tv izleyeceğim gibisinden.
  • -          Planları uymamak için değil uygulamak için yapın. O plan sizin için olmazsa olmaz. Hiçkimse o planı uygulamanızı engelleyemez.
  • -          Diyelim engelledi, bu engelleyen unsurları o hafta not alın ve diğer hafta onlarla savaşın. Örneğin telefonda whastup’dan arkadaşlarla mesajlaşmak programınızı aksattı diyelim. Diğer haftaya telefondan whatsup’ı kaldırarak başlayabilirsiniz. Yetmedi mi! Sonraki hafta telefonu babamıza teslim ederek başlayabiliriz. Çünkü o plan mutlaka uygulanacak ve hiçbir şey engel olamaz!
  • -          Planı uygulamanız gerek ve arkadaş çevresince hor görülüyorsunuz diyelim. Arkadaş çevresini bırakın! Evet bırakın. Bu sene arkadaş çevreniz sınav olabilir. Unutmayın şu anki arkadaş çevrenizden sadece 1-2 kişi kalacak geriye. Diğerleri ne arayacak ne soracak, unutup, unutulup gidecekler. Kimsenin sizin geleceğinizi engellemesine müsaade etmeyin. Bu plandan taviz vermeden uygularsanız muhtemelen geleceğiniz değişecek! Bu derece önemli bir işin başındasınız.
  • -          Kimsenin bu planda size karışmasına müsaade etmeyin.
  • -          Matematik gibi hiçbir zaman yapamayacağınızı düşündüğünüz derslerle inatlaşın! Siz mi onu, o mu sizi yenecek bakalım! Bu derslere daha sistemli daha yoğun çalışabilirsiniz. Her akşam bir saatiniz mutlaka bu derslerden oluşabilir. Bu derslerden dosya oluşturabilirsiniz. Kırtasiyeye gidin ve içerisinde 20-30 poşet dosya olan klasör alın. O sizin matematik klasörünüz olsun. Yapamadığınız soruları bir bir not edin mesela. Kesinlikle olmayan konuları yazılı bir şekilde not tutarak çalışın ve bu notları bu dosyada saklayın. Her akşam uyumadan önce bir 15 dakika baksanız dahi yetecektir. Sürekli tekrar hep tekrar!
  • -          Tekrar çok önemli. O hafta bitirdiğiniz tüm konuları cumartesi akşam göz ucuyla da olsa tekrar edin. O ay bitirdiğiniz tüm konuları o ayın son haftası göz ucuyla da olsa tekrar edin. Ne kadar sık tekrar yaparsanız o kadar kârdasınız. Hiçbir konuyu ilk çalıştığınızda tam olarak anlayamazsınız. Tekrar şart!
  • -          Çalışma düzeniniz çok önemli. Yatakta uzanarak çalışmayın. Yatak uyumak içindir. Ders çalışırsanız size sık sık uyumayı çağrıştıracaktır. Bu çalışma işi ciddi bir iş. Ciddi işler masa başından yürütülür. Odanızı ve çalışma masanızı dağınık tutmayın ki çekici olsun sizin için. Kendi kendinize deneme yaparsanız masanın üstünü komple boşaltın. Masanızın karşısındaki duvara sizin için çok önemli olan notlarınızı asıp onları çok sık tekrar edebilirsiniz.
  • -          Size önerim, bir ajandanız olsun. Bu ajanda çalışma programı takip ajandası olsun. İlk sayfasına hedefinizi büyük harflerle yazıp mümkünse o üniversite veya şehrin bir fotoğrafını ekleyin. Bu ajanda sizin %100 özeliniz onu günlük gibi kullanın ama günlüğün içeriği tamamen üniversiteyi ve istediğimiz bölümü kazanma odaklı. Çalışma planımız nasıl gidiyor, hangi konularda zorlandınız, çeldiriciler neler ve çeldiriciler sonucunda programınızı aksattığınız o anlarda ne hissettiniz? O üniversite o bölüm sizin için ne ifade ediyor? 10 yıl sonra kendinizi nerede nasıl ne şekilde görüyorsunuz? Lise hayatınız nasıl gidiyor ve üniversitenin nasıl olmasını istiyorsunuz? Prensipleriniz? VB. Bu ajandaya yazmayı zamanla çok seveceksiniz.
  • -          Her dersin kendine özgü çalışma yöntemleri olduğunu unutmayın, gerekirse rehberlik servisinden randevu alıp yardım talep edin.
  • -          Bir sözel bir sayısal çalışmaya özen gösterin.
  • -          Sadece konu çalışmayın. Konu anlatım çalışımı – çözümlü soru çözümü-soru çözümü-tekrar-haftalık tekrar-aylık tekrar hepsini kullanın.
  • -          Matematik ve geometri defteri oluşturup çözemediğiniz soruları buraya not alın. Düşünsenize bir defter var ve sizin çözemediğiniz soru tipleri ve çözümleri, hepsi onun içerisinde.

Psk. Dan. Fırat YALÇIN




10 Kasım 2014 Pazartesi

3 İlk Atama Sonucum

Zorlu kpss tercih dönemi sonrasında atandığım yer İzmir oldu. Gelme ihtimali pek vermediğim İzmir'i tercih sonuç sayfasında görünce sevinçten bir kaç saniye gözüm karardı diyebilirim. 4 senemin geçtiği bu güzel yere atanmak lütufdu benim için. Hani o başlarda çekeceğim dert-tasa-duygu bunalımlarını minimuma indirecekti.

Gerçekten atandıktan sonraki o ilk haftalarda dokunsalar ağlayacak modda oluyorsunuz. O güzel üniversite yılları ve güzel arkadaşlıklar geride kalmış, şimdi Anadolu'nun (genelde) ücra bir köşesinde sizden beklenenlerle baş başa, kimsesiz, yalnız. Bu muymuş diyorsunuz, bu şekilde birden geçiş yapılması sarsıcı oluyor. Bu sebeple görünen o ki üniversite yıllarındaki staj uygulamalarının önemi çok büyük. Hatta benim görüşüm, 3.sınıftan sonra 1 sene komple ücretli staj olması, o 1 senenin ardından 4.sınıfta tekrar buluşulup, yaşananlar paylaşılmalı. Bu şekilde zorlukları ve ilk deneyimi tatmış, bunlar hakkında süpervizyon imkanı da bulmuş olunur. Bunun çok faydalı olacağı kanaatindeyim.

Ayrıca atamalardan da görülen o ki PDR bölümü olarak artık batıya atanma kapanıyor. Toplam 2800 kontenjan verilen bölümümüzden batıya sadece 360 atama oldu. Ayrıca dağılımlar o kadar tuhaftı ki.  Manisa'ya 20 İzmir'e 50, Balıkesir'e 10 Muğla'ya 8-9 (Rakamlar temsilidir). Tercih zamanında nereye yazsam diye kara kara düşündük. Çünkü insan şöyle düşünüyor, ben 900.'yüm önümdeki 899 kişiden herhangi 50'sinin İzmir'i yazmaması gerekiyor ki ben gideyim. Veya başka illerden içinde aynı şeyler. Yalova'ya 1 kontenjan verildi mesela. Bu kontenjan dağılımları sebebiyle bu seferki tercih sonuçlarının büyük bir kısmı şans faktörüyle sonuçlandı.  Her şeyden daha zoru bu tercihler dönemiymiş.

Şimdi bir 4 sene daha İzmir'deyim. Burada tecrübelendikten sonra bir evlilik durumu vs. olmazsa ver elini Anadolu :) Ülkemin her yerinde seve seve çalışırım, kastettiğim ilk tecrübelerin bilindik bir yerde gerçekleşmesi bazı şeyleri atlatmanız açısından iyi oluyor.

Bir sonraki yayında henüz bilgiler ve tecrübeler unutulmaya yüz tutmamışken kpss tercihleri hakkında bazı tüyolar paylaşacağım.






13 Eylül 2014 Cumartesi

0 2014 Eylül PDR-Rehberlik Okul Kadroları/ Kurum Kontenjanları - İl il sıralı -

12 Eylül itibariyle nihayet tercih dönemi başladı. 25 Ağustos başlangıç görünen tercih dönemi 18 gün yani yaklaşık 3 hafta geç başlamakla birlikte okulların açıldığı ilk haftaya yetiştirilemedi. PDR'ciler olarak ruh sağlığımızı elimizden geldiğince korumaya çalıştık. Nihayetinde Okul Psikolojik Danışmanlığı yani MEB'in tabiriyle Rehberlik alanı için 2876 kontenjan verildi, 12 Eylül - 18 Eylül arası tercih dönemi oldu ve 22 Eylül iş başlangıç günü olarak belirlendi.

Bakanlığın yayınladığı kurum kontenjanlarında ilginçtir ki il, ilçe ve hatta bölüm-okul her şey karışıktı. Hal böyle olunca ctrl+f yapıp tek tek rehberlik diye bulmaktan gözlere gıda gelmişti. Excelden rehberliğe göre sıralama yapıp sadece rehberliği başka bir excele kaydettim ve blogda yayınlayayım dedim. Umarım meslektaşlarıma katkım dokunabilmiştir.

Bu belgede tam olarak ne var?

-İllere göre sıralanmış kurum kontenjanları (sadece rehberlik alanı için)

Rehberlik Alanı Kurum Kontenjanları İl il sıralanmış halde Tıkla-İndir

Nasıl indireceğim?



Yukarıdaki resimde işaretlediğim yere tıklayarak dosyayı kendi bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Tavsiyem, indirdiğiniz excel'de sol aşağıda bulunan 2. sayfaya geçin ve 1. sayfadan istediğiniz kurumları seçip buraya yapıştırıp tercihinizi oluşturun. Kıyaslama imkanınız oluyor, güzel oluyor. En azından ben öyle yapıyorum.

İkinci tavsiye,  buraya tıklayarak ilgilendiğiniz okulun konumunu, web sitesini, fotoğraflarını ve kadrosunu görebilir, okuldaki öğrenci sayısı vs. ulaşabilirsiniz.

Tercih sonuçlarımız hepimiz için hayırlısı olsun.






26 Temmuz 2014 Cumartesi

2 Geçen Yıl Hangi Okula Kaç Puanla Atanıldı? (2013 PDR Kurum Bazlı Atamaları)




Benimle birlikte birçok meslektaşımın bu sene ilk defa uygulanan ÖABT sınav sonuçları dün açıklandı. Sınav sonuçları açıklandıktan sonra akıllara ilk gelen soru bu puanla tahmini nereye atanabilirim oldu.

Bu mana da meslektaşlarıma yardımcı olmak adını geçen yıl yani 2013 yılında atanan Psikolojik Danışmanların minimum puanını(zaten maximumu yok :) ) bu yayında yayınlayayım dedim. Böylece hangi ilde/ilçede hangi okula kaç puan ile rehber öğretmen alımı oldu bunu görebileceksiniz.

Şu da var ki, bu sene uygulanan alan sınavı puan dengesini değiştirmiş durumda. Bu sebeple bu tablolar sadece tahmin yürütmenizi sağlacak. Asıl olay sıralamada bitiyor. Edindiğim bilgilere göre geçen sene sıralamalar açıklanmamış fakat bazı arkadaşlarda açıklandığını söylüyorlar, bekleyip görmek en iyisi.

Sözü fazla uzatmadan ilgili belgeleri paylaşayım.

1- İlk atama Kurum Bazlı sonuçları İndirmek İçin Tıklayınız

2- İkinci atama Kurum Bazlı Sonuçları İndirmek İçin Tıklayınız


Tercih döneminde hepimize kolaylıklar diliyorum.